hafta sonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hafta sonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2010 Cumartesi

Lezzet Gezintisi-2:Öz Kilis 01 Ocak 10

Antakya gezimizde beraberdik Tolga ve Safiye çiftiyle.oradaki bir kebapçıdan karnımızı ekonomik ve çokça doyurmuş,ağzımızın kenarında kürdanlarla çıkarken konuya girmişlerdi.
'Fatih'te bir yer var.lahmacunu,kebabı süper.bir de sarımsak zamanı sarımsak çorbası yapıyor çok leziz,yiyorsun yiyorsun çok makul paralar ödüyorsun' demişlerdi bize.işte o anda kaynaşmıştık.geziboyunca zaman zaman andık söyledikleri mekanı.yerini iyice öğrenmeye çalıştım.01 Ocak tatilinde de Ayasofya,Sultanahmet gezisi yapıp Beyazıt'dan,Vezneciler tarafına yürüyerek Tolga ve Safiye'nin söylediği yere gitmeye karar verdik.
ÖZ KİLİS'i ben hep Kıztaşı tarafında diye düşünmüşüm.Kıztaşı'na geldiğimizde Tolga'nın tarifindeki gibi bir kız öğrenci yurdu ve tarifte geçen bir paçacı ile bile karşılaştık.gerçi özel bir yurttu oradan anlamalıydık.civarda biraz turlayıp çeşitli yerlere sorduk.bilen biri çıkmadı ve birilerini arayıp internetten bulduralım diye düşünürken bir manava sordum.manav yine ana yola çıkıp YAVUZ SELİM durağına kadar EDİRNEKAPI istikametine yürümemizi söyledi.YAVUZ SELİM OTOBÜS DURAĞI'nı havuzlı olmasından anlayabilirsiniz diye de ip ucu verdi. Sultanahmet'den beri yürüyen bacaklarıma dermanı,yiyeceğim lahmacunu hayal etmek veriyordu.
bir otobüs durağı bir otobüs durağı derken Ahmet'in dikkatini otobüs durağının arkasındaki minik havuz çekti.ben koca fıskiyeli,şatafatlı bir havuz beklediğimden hiç itibar etmedim.otobüs durağında da YAVUZ SELİM yazıyordu.Şener Şen'in piyango çıkmış hali gibi etrafımıza baka baka aşağıya doğru indik ki ilk sağ sokağın girişinde ÖZKİLİS'i gördük.daldık içeri.
mekan çok küçük,2 katlı.mutfak,kasa masası ve fırın alt katı kaplamış durumda.üst katta da bir kaç masa var.bildiğiniz semt lahmacuncusu.bir masa boştu oturduk hemen.arkamızdan o kadar çok insan geldi ki.geri dönende bekleyen de oldu.garsonlar çok hızlı.kimin ne sipariş ettiğini çok iyi biliyorlar.su cam şişede geliyor.
LEBENİYE ÇORBASI tam kararındaydı ve güzeldi.arkasından 2'şer SARIMSAKLI LAHMACUN söyledik.LAHMACUNU çok büyük.başka bir şey söyleyecekseniz LAHMACUNU 1 adet söyleyin derim.doymazsanız yine LAHMACUNA dönersiniz.Gaziantep gezimizde İMAM ÇAĞDAŞ LAHMACUNUnu İstanbul'da çok özlüyordum.onun gibi sarımsaklı olması,ince hamurlu olması,çıtır çıtır olması beni çok memnun etti.sarımsak LAHMACUN'na çok yakışıyor onu şımartıyor bence.
arkasından 1'er adet  İÇLİ KÖFTE geldi.yok böyle bir İÇLİ KÖFTE.içli değil HİSLİ KÖFTE.ne yediğiniz belli.yağı,cevizi tam kararında.incecik oyulmuş köftesi.içinin malzemesine özenilmiş.son olarak da 1 KÜNEFE söyledik.şimdi 1 hafta önce ANTAKYA'dan gelmiş biri elbette KÜNEFE'ye biraz kulp bulur.KÜNEFE İSTANBUL usulüydü.çok şerbetli ve sıcak tatlılar yiyemeyen benim için pek uygun değildi.biz ÖZ KİLİS'i çok beğendik.etini,diğer kebaplarınıda denemeyi çok istiyorduk ama midemizde yer kalmadı.en yakın zamanda etlerini denemek için gideceğim.ufacık yerin bu kadar popüler olupda,şımarmamasını çok taktir ediyorum.içeceklerle birlikte 35 lira ödedik.rakam İstanbul fiyatlarına göre makul.
Takipçisi olduğum Türkiye'den ve dünyadan lezzetler blogçusunun ÖZ KİLİS ile ilgili yazısında, Fatih semtinde bu kadar çok meşhur yerin olması konusunda şöyle yazıyordu.'Fatih'te aileler geleneksel şekilde yaşayıp dışarıda az yemek yediklerinden,buralardaki restorant ve lokantalar müşteri tutabilmek için standartlarını çok yüksek tutmak zorundalar.sıkı komşuluk ilişkilerinden dolayıda diğer semtlerde bazı esnafın yaptığı hile hurdalara kapılmıyorlar.tüm bu şartlar yüzünden FATİH semtinde çok güzel lezzetler bulmak zorlaşmıyor.'yazıyordu.çok doğru bir tespit.biz bile buraları hiç bilmediğimiz halde yürürken bir çok şirin denenmesi gereken yerler gördük.
Tolga ve Safiye'ye bizimle burayı paylaştıkları ve tavsiye ettikleri için de teşekkür ederim.

özetlersek;FATİH ÖZ KİLİS LAHMACUN ve KEBAP salonu gidilesi,görülesi,yenilesi ve övünülesi kıvamdadır.

13 Ekim 2009 Salı

Kıranyurt Yaylası Kampı - 10-11 Ekim 09


nihayet nihayet nihayet.dostlarımızla buluşup Sakarya Pamukova'ya bağlı Kıranyurt Yaylası'nda kamp yapacağız.09 ekim'de trans kaçkardan sonra temizleyip kutulara kaldırdığımız gereçlerimizi 2 koldan (4 koldan mı demeliyim) işte iki kişi olarak (bu daha güzel oldu) hazırlamaya başladık.
yastıklar bir poşete zor sığdı.uyku tulumları mecbur elde gidecek.sırt çantaları acayip dolu çakıdan eldivene herşey var.dürbün çantada hazır.bu kadar yüke fotoğraf makinası çantasıda eklenecek.mataralarıda sıkıştırdık bir yerlere.işte kampa hazırız.



10 ekim 5:50'de fırla yataktan.eşyaları arabaya yükle.Güngören'den Fikreti alacağız.o da ne yaa trafik.hem de bu saatte.Cevdet aradı neredesiniz.6:30'da İncirli Boyner'de olmalıyız.ama 6:20 hala Güngören'e ulaşamadık.herkes bize sitem edecek.
buluştuk ve işte yola çıktık.kahvaltı için simitler Cevdet'den.Tavşanlı köyünde kahvaltı molasındayız.birazdan esmer güzeli bayan nutella çıkacak sahneye.karşısında kendini bozan bozana.
kahvaltı masasında bizden geriye kalanlar.kırmızı karıncalar gibiyiz.
bayan nutellanın akıbeti ise böyle.


















her adım bizi yakınlaştırır TAMZARA TUR'un sloganı.işte bu sefer her adım biz kestaneye yakınlaştırdı.Yuvacık barajındaki köprüden geçtik ve yavaş yavaş Kıranyurt yaylasına yaklaşıyoruz.

ilk gördüğümüz ağaca saldırışımız aynı kapısı açılmış rodeo boğası gibiydi.iri,ufak,olmuş olmamış fark etmeden çantaya dolduruyoruz.
bildiğimiz kestaneyi elde edebilmek ayrı hünerler,eğitimler istiyor.dışırıdan diken topu şeklinde.
ülkü'nün elindeki ilk poşetimiz.ayıp olmasın diye buzdolabı poşetiyle başladık.
ayaklarımızla yuvarlayıp,iki tarafından ayırıp bir şekilde o dikendeni açıyoruz.içinden çıkan bildiğimiz kestaneyi elimize dikenleri batırmadan aldığımızda işlem tamam oluyor.ağzı açık diken topundan kurtarmak için uzun çubukda kullanabilirsiniz.
mevsim kestane ve toplayıcılık mevsimi.yani doğanın bize sunduğu ve sahibi olmayan herşeyden toplayabilirsiniz.bizde bu iş için oldukça motivasyonluyuz.
ülkü koca yemiş avına çıktı.koca yemişi de tarif edecek olursam olgunu kırmızı başlıklı kızın başlığı gibi diyebilirim.
yüzeyi kadifemsi,çekirdeksiz,böğürtlen,sulu,içi sarı renkte,çilek arası bir yabani.aslan ülkü hepimizin tadacağı kadar bulmayı başardı. dağılmak ve asıl ürünümüzü unutmak yok.daha çok kestane,daha çok kestane.

çıkarttığımız ufak bir poşet yerine büyük bez bir poşete geçme kararı aldık.

iş bölmü bile gelişti.sallayıcılar,ayırıcılar,torbacılar,torbayı taşıyıcılar ve çiğ kestane yiyiciler.
kestane ağacını salladıkta her yerimiz dikenlerden nasibini alıyor.sanki 30 arı birden sokmuş gibi sızısı var.napsın gariban kestanelerde kendini savunmak zorundalar.
o da ne ölürüm size alıç ağaçları.dalından alıç yiyip topladık bol bol.alıçda sarı çok olgunu kırmızıya dönük renkte,içinde 4-5 çekirdeği olan,yabani,aşılı olmadığından kurtsuzunun zor bulunduğu bendenizin de hastası olduğu bir meyve.Fikret alıç konusunda tek rakibimdi.

akşam yakmak için odun,çalı,kütük toplama işinide aksatmamak lazım.
kuş burnuda başka insanların hassas noktası olsa gerek ki kuşburnu çalışmasına başlayanlar var.çiçekler seyrek de olsa hala var.

kamp alanımız ormanlık alanın içinde çimenlikler üzerinde,yerleşim yerine ışıklarını görebileceğimiz uzaklıkta,çeşmesi olan bir yerde.burası Kıranyurt Yaylası.rakım 1200 m.civarında.tertemiz havası var.güneşli açık bir hava.
minibüsteki eşyalar indirildi.bir şeyler atıştırmak için masalarımızı kurduk.çadırlar,uyku tulumları paylaşıldı.

güneşi görünce yavaş yavaş mayışmaya başladık.

dayanamayıp sağa sola attık kendimizi.birazda kestirelim.akşam yemeğinden önceki mini yürüyüşde yaylacıların ev konusunda ne kadar zevkli olduğuna baktık.akşama doğru güneş yok olunca hava birden soğudu.uzun kollu,kalın şeyleri giyme ve ateşi yakma vakti geldi demek ki.







yemek hazırlıklarına başlayacağız ama önce içimizi ısıtacak 'hoş geldik' etkinliği.

ateş için daha çok odun,daha çok odun.bu da mı yetmez.
















mangal içinde ateş yakmak lazım.murat mangal ustamız.elinde yelpazesi çorbadan sonra etlerin hiç soğumadan servis yapılması için zamanlama yapıyor.
ilerleyen saatte mangal ağızlarımızın suyunu akıtan bu görünümü alıyor.





hep bir elden kestaneli bulgur pilavı için kestane soyuyoruz.bulgur pilavını cevdet yapacak.çorbayıda o yapıyor.salatamız var.
yemekçi herkesin ellerine sağlık.herşey mükemmeldi.

kamp ateşimizi yakmak Erkut arkadaşımızın emekleriyle oldu.
sofrayı el birliğiyle toparladık ve ateş başına geçtik.böyle kamplarda ister istemez bir düzen oluşu veriyor.şu taraf wc,bu taraf yemek odası,çadır tarafları yatak odaları,ateş başı salon,suyun olduğu taraf mutfak gibi.
ateş olurda şarkı türkü olmaz mı?saatlerce şarkı söyledik.kestane pişirdik,şarkı söyledik,kestane pişirdik.
bir ara yayladan gelen bir aileyi bile ağarladık.sohbet ettik.
gece geç saatte çıkan soğuğa rağmen neşemiz hiç bozulmadı.yavaş yavaş çadırlara çekildik ve şehirden kaçmış olmamanın huzuru ile uykuya dadık.
uykuya ihtiyaç molası için ara verdiğimizde saat 03:15'di ve yıldızlar disko ışıkları gibi ay ise disko topu gibiydi.sessizlik,orman.yani gelde beste yapma.azıcık yeteneğim olsaydı keşke.
11 Ekim'de sabah ışığını kaçırmadan fotoğraf çekimi yapmak isteyenler,doğayı dinlemek isteyenler,uykusu kaçanlar,'aman çok uyudum birazda dün geceden kalan bulaşıkları yıkayayım' diyenler erkenciydi.birde soğuk suyla yüzünü yıkamak için konsantre olanlar vardı.
her erkenci ne yapıyorsa yapıyor sonunda kahvaltı hazırlığına dahil oluyor.


kahvaltı zengin menüsüyle hem göz hem mide doyuruyor.
kahvaltısını bitiren yine çayır çimen yuvarlanmacasına geçti.

kamp tatili tam anlamıyla kestane kebap geçiyor.
hareket zamanına az kaldı.öğlene doğru kampı epeyce toparladık.
masalar,çadırlar,uyku tulumları arabaya yüklendi.yada yüklenecek
şimdi tekrar kestane zamanı.dünkü kestanelerden daha olgun ve kolay toplananları bulunca artık battal boy çöp torbasına toplamaya karar verdik.
bizim gibi kestane toplamaya gelen çok aile var.özel sırıklarıyla,eldivenleriyle organize bile olmuşlar.
serindere kanyonunu tepeden izledik.
ekstralarımızda oldu.yolda biraz ayva,elma ve kara üzüm molası verdik.kara üzümde karadeniz yöresine has bir üzüm cinsi olsa gerek zira o bölgeden arkadaşların tarifi üzerine yiyoruz.ben ilk kez yedim kara üzümü.evet adı üstünde siyah bir üzüme benziyor ama üzüm iskeleti ve üzüm kabuğu daha kalın.içini emiyor kabuğunu atıyorsunuz.çekirdekli.emdikten sonra ağzınızda hoş bir koku bırakıyor.
ağaçların altından biraz kuşburnu biraz kestane derken yemek yiyeceğimiz serindere parkur başındaki tesise vardık.

tesiste kendi mangalımızı yapacağız.
mangalda murat,


sucuk soymada fikret ve cevdet,salatalık ve domates doğramada ülkü,turşu dilimlemede ahmet,tertip düzende eda,ekmek kesmede şahsım yerlerimizi aldık.
yatmak yayılmak hep bizimle

ohh sıcak helvayıda midelere yuvarlarken çay da ne güzel geldi.
ee yedik içtik,dönüşe geçmeden evvel üleş zamanı geldi çattı.
masanın ortasında topladığımız kestaneler,herkesin elinde bir poşet.evlilere iki pay bekarlara tek pay.bu işide nilüfer yapacak.herkes onun avuçlarına bakıyor.

önce son topladığımız kaliteliler,sonra dün topladığımız hafif alacalılar.
aman hak geçmesin.
bir avuç bu poşete,bir avuş bu poşete,iki bu poşete...
sırada Fikret'in evden getirdiği fındıkları bölüşmeye geldi.bir avuç,bir avuçda ondan.herkes nevalesini,hafta sonu nafakasını topladı arabanın yolunu tuttu.
ne demişler kestane kebap yemesi sevap...
pazarda mı satsam,taksimde tezgah mı açsam,haftaya yine gelip toplasam mı,kestaneli pilav mı yapsam?

Sakarya Pamukova'ya bağlı Kıranyurt Yaylası kampımızıda işte bu neşeli sorularla tamamladık.

not:bu güzel kampı tamzara tur ile yaptık.onlara ve emeği geçen her katılımcıya tekrar teşekkürler

Öne Çıkan Yayın

Ata Topraklarında Kiraz Toplamak 4-5 Temmuz 09

Fotoğraflar   Köyümün lokomotif ürünü kirazdır.her yıl haziranın son haftası yada temmuzun ilk haftalarında başlayan kiraz toplama faaliyet...

sayaç

İzleyiciler

Etiketler

Reklam