2 Mart 2011 Çarşamba

Gaziantep Şubat 11


Gaziantep'e uçak biletlerini PEGASUS'dan gidiş dönüş 70TL/kişi'ye aldık.o zamanlar gelecek kişi sayısı 7 idi.çeşitli sebeplerle gelemeyenlerle birlikte 5 kişi yola çıktık.
uçak cumartesi sabah 06:00'da.1 saat erken gitmemiz lazım.PEGASUS gidiş dönüş bileti olan yolcularına 72 saat otopark hediye ediyor.bu güzel teklifi de değerlendirmek lazım.otoparkta yer olmamasına karşı 1 saatde otopark aramak için erken gidelim dedik.yani saat 04:30'da oralarda olmamız lazım.arkadaşlarıda toparlama süresini ekleyince 03:00'de yollarda bulduk kendimizi.
bu gezide kasa Ülkü olacak.
herşey yolunda gitti ve saat 07:30 gibi GAZİANTEP havaalanında güzel bir güneş bizi karşıladı.havaş ile şehre vardık.9tl/kişi
havaş otobüsünden GAZİANTEP'in en meşhur KATMERCİSİ ZEKERİYA 'nın yerini öğrendik.sonra öğretmen evine gidip eşyaları emanete bıraktık.birer bardak çay içip KATMERCİ ZEKERİYA'da soluğu aldık.
biz 4 tane katmer söyledik fakat Zekeriya usta müdahale edip 'siz 2 tane alın yetmezse takviye yaparız' dedi.dürüstlüğüyle gözümüze girdi.
ufak dükkanında ANTEP'in gezilecek çeşitli yerlerinin broşürleri var.bizde ilgilendiklerimizden aldık.katmerler 24TL
Katmer tek kelimeyle nefisti.2009 GAP turunda da katmer yemiştik.o biraz aceleye gelmişti ve yerken toktuk.şimdi kahvaltı niyetine katmer yemenin midelere,damağa verdiği hazzı daha iyi anladım.
ANTEP sokaklarına attık kendimizi.uçakta gördüğümüz insanlar da bizim gibi sokaklardalar. bakırcılar çarşısı,peynirciler,gümüşçüler,yemeni dükkanları,kehribardan yapılmış ürünler gezimize renk kattı.
MEDUSA ARKEOLOJİK CAM MÜZESİ'ne girmeyi denedik.gelen gruplardan dolayı izdiham söz konusuydu.biraz gezip tekrar gelmeye karar verdik.
NAİB HAMAMI yakınlarında bir lahmacun fırını dikkatimizi çekti.önünde duran amca o kadar güler yüzlü ve tatlıydı ki makul bir zaman gelse de lahmacun yemeye başlasam kararımı kim ne derse desin yiyeceğim fikriyle değiştirdi.meğer böyle düşünen bir tek ben değilmişim. grupta herkes sabahın 09:30 gibi lahmacun yemek istermiş.lahmacunlar o kadar büyüktü ki 3 tane bize yetti de arttı.8,5 TL.
şimdi gönül rahatlığıyla GAZİANTEP MEDUSA ARKEOLOJİK CAM MÜZESİ 'ne gidebiliriz.cam müzesi özel bir müze.girişi 4 TL/kişi
Fikret ve Ahmet müzeye girmedi.biz kızlar takı atölyesi ve satış mağazasını önceki araştırmalarımızdan bildiğimiz için hemen zıpladık.görmeye değer bir müze.takıları ve cam atölyesindeki ürünler ilgimi çekti.sergilenen eşyalar arasında hastalıklarda kullanılan ördeğin eski zamanlarda ki camdan yapılmışı ve yine camdan yapılmış vibratör dikkat çekiciydi.cam müzesinden birşey almadan çıkmayı başardım.
sokakları gezerken dönüp dolaşıp İMAM ÇAĞDAŞ'ın önünden geçerken,tok olmamızdan dolayı hemen girip yiyemek acı verdi.
yine önceki araştırmalarımızdan öğrendiğimiz GAZİANTEP'e özgü KUTNU kumaşı satıcıları,tarihi YEMEN KAHVECİSİ uğramadan gitmeyeceğimiz mekanlardan.
EMİNE GÖĞÜŞ MUTFAK MÜZESİ 'ne 2 arkadaş girdi.girişi 2 TL/kişi
çıktıklarında ikram edilen zerdeyi anlata anlata bitiremediler.'keşke girseydik' dedik.
GAZİANTEP müzeciliği,tanıtımı,yönlendirmeyi çözmüş bir il.fakat bu müzeleri faaliyete geçirmeyi bir türlü başaramıyor.2009 kasım ayında geldiğimizde kapalı olan TAHMİS KAHVESİ hala kapalı.ZEUGMA MÜZESİ hala açılmamış.1,5 yılda neyi tamamlayamadılar anlayamıyoruz. buraya gelme sebeplerimizin en üstünde yer alan iki yerin kapalı olması hayal kırıklı yaratsa da tekrar gelmemiz için bir sebep.
YEMEN KAHVECİSİ'ni yine bakır ve kuru ürünlerin satıldığı çarşıda bulduk.internette sahibi Mehmet Cevdet Akınal'ın fotoğrafını görmüştüm.şimdi onun 30 yaş genci karşımda duruyor. oğluymuş ve babası rahatsız olduğundan dükkana o bakıyormuş.küçücük dükkanda yok yok.buradan kakuleli ve sade kahve aldık.fiyatı 4,5TL/kişi
o da bize araştırmalarımdan satışını yapmadığını öğrendiğim,sadece gelen misafirlere ikram ettiği ve içindekileri sır gibi sakladığı özel kahvesinden tattırdı.ayrıca alış veriş için bize adresler verdi.hemen karşıdaki pasajda bulunan KUTNU KUMAŞI satan yere yönlendirdi.
KUTNU KUMAŞI aslında folklör gösterisi seyretmiş herkesin bildiği bir kumaş.sadece GAZİANTEP'e özgü olduğunu ve isminin KUTNU olduğunu bilmiyorduk.renk renk parlak KUTNU'lardan 1'er 2'şer metre aldık.ben yapılacak listemizdeki HAMAM sefamız için peştemal de aldım.
bu çarşıda gezerken çay içilebilecek bir yer bulmakta zorlandık.neyseki bahçesinde gelen geçeni seyredebileceğimiz,Türk Halk müziği çalan bir mekan bulduk.bir saat kadar burada sohbet edip dinlendik.hava yağışsız fakat soğuktu.ayaklardan çok soğuk yedik.hem ısınmak ve hem de besi turizmin hakkını vermek için İMAM ÇAĞDAŞ'a gittik.
İMAM ÇAĞDAŞ her zamanki gibi kalabalık.fakat ne kadar kalabalık olursa olsun hizmetindeki standartı hiç bozmuyor.ben 3 lahmacun+cacıkla hem giriş hem final yaptım.ezelden beri lahmacun benim zaafım.İMAM ÇAĞDAŞ'da sağ olsun bu beğeni çıtamı öyle bir yükseltti ki İstanbul'da sadece FATİH'de bulunan ÖZKİLİS LOKANTASI 'nda bu hazzı alıyorum.Ahmet'de benim gibi lahmacun ziyafeti çekti kendine.lahmacunun içine ek olarak SÖĞÜRTME denilen patlıcan ezmesi de ekliyorsunuz müthiş oluyor.ben finali mutlaka söğürtmesiz ile yapıyorum.diğer arkadaşlar et kebaplarınında tadına vardı.tatlı müptelası Ülkü ve Ahmet fıstıklı özel kare baklavayla mest oldular.tatlı ile arası olmayan bizler ise birer dilimde pes ettik.hesap 105TL/kişi
İMAM ÇAĞDAŞ'dan çıktığımızda hava kararmış ve soğumuştu.artık ucuz konaklayıcıların sarayı Öğretmenevinin yolunu tuttuk.5 kişi olmamızdan dolayı kızlar erkekler ayrı odalara yerleştik.gece aldıklarımıza bakıp fotoğraf çektirdik.kızlarla yataktan yatağa dedikoduyu koyulaştıramadan yorgunluk bastırdı ve uyuyakaldık.
Öğretmenevi gelen gruplara da hizmet veriyor.gece boyunca odadan odaya geçen insanlarla, koridorda yüksek sesle sohbet edenlerle ve çocuklarıyla koridoru oyun parkına çevirmiş hayvan ailesiyle mücadele ettik.otel kapılarının normal oda kapısıyla aynı olduğunu unutan otel sakinleri tüm hayvanlığını gösterdi.artık uyku haram diyip dayanamayıp gece müdahale ettim.koridorda odadan odaya topuklu ayakkabısıyla gezen birini yakaladım ve 'neden gürültü yapıyorsunuz' dedim.'yoo biz değiliz' dedi utanmadan.ya sabır ya selamet diyip bir an evvel sabah olması için dua ettim.
kahvaltıda erkeklerinde aynı durumda kaldığını öğrendik.o grubu teşhis etmeye çalıştık.aile sanki Bulgaristan güreş takımı gibiydi.hepsi iri yarı.iyi ki gece daha gerginlik olmadı diye sevindik.
sabah erkenden GAZİANTEP MÜZESİ'ne gittik.burası da hüsran müzesi halini almış.çünkü 2009'da gördüğümüz mozaikler yeni müzeye taşınmaya başlanmış,duvarlar bomboş.geçen sefer tam bakamadığım mars heykelinin yerinde yeller esiyordu.sadece duvara alçı ile sabitlenmiş, çıkması imkansız gözüken mozaikleri görebildik.onlar da yerinden sökemediler diye kalmış galiba.neden alçı ile duvara bu şekilde sabitlediler anlayamadık.
bugün alacaklarımızı alıp yarın için araç kiralamaya karar verdik.yerel araba kiralama şirketleriyle irtibata Ahmet ve Fikret geçecek.
2009 yılında gelip de çok beğendiğimiz helvalardan almak için ÖZGÜLER PASTAHANESİNE gittik.telefondaki adam yerini tarif etti.fakat bizim geçen sefer gittiğimiz imalathanesiymiş. oturma yeri olmayan şubesinden hediyelik helvalardan aldık.madem istediğimiz helvadan ve dondurmadan yiyemedik o zaman KATMERCİ ZEKERİYA'yı tekrar ziyaret edelim dedik.
ÖZGÜLER PASTAHANESİ'nden çıkışta artık heryerde pıtırak gibi çoğalan meyve sucu dükkanına rastladım.buralarda ucuz olabileceğini düşünüp nar suyu içtim.bir arkadaşta şalgam suyu aldı.sonra ben dayanamayıp bir de greyfurt suyu içtim.Fikret'de karışık içti.aslında Fikret atom denilen şeyi denemek istedi.ama tezgahtaki çocuk atom diyince bize bir kavanoz gösterdi.bizde içinde bal ve kuruyemiş olan kavonoz olarak satılan bir macunmuş atom diyip Fikret için karışık sipariş ettik.sonra dükkana giren biri 'bir atom yap' diyince anladık ki o kavonozdan da ekleme yapılarak hazırlanan muzlu,portakallı bir içecekmiş atom.siparişi verene bakışlarımdan anlamış olacak ki içindekileri bana sıraladı.içmemiz için ısrar etti ama bizde artık içecek yer kalmamıştı.
KATMERCİ ZEKERİYA'ya gittiğimizde tüm masaların boş olmasına çok sevindik ama Zekeriya Usta'nın dünkü şık aşçı kostümü yerine tişört ve terlikle görünce anladık ki bu saatte katmer falan yok ve masalar o yüzden bomboş.Zekeriya Usta'da temizlik yapıyor.kısmet değilmiş diyip erkeklerden ayrılıp kızlar grubu olarak alış verişe verdik kendimizi.
hediyelik olarak sumak ekşisi,salça,kuru biber ve patlıcan aldım.iş yerinde ve evde yemek içinde şam fıstığı.sonra hızımı alamayıp zincirli handaki antikacıdan otantik desenli bir masaörtüsü aldım.peynir ve baklava almaya artık param kalmadı.
kızlarla İMAM ÇAĞDAŞ'da bir yemek molası verdik.adam başı 1,5 tane lahmacun ve 2 ayran içtik.fiyat 35 TL
Ülkü ve diğer arkadaş hediye olarak götürecekleri tatlıları aldılar.Öğretmenevine gidip aldıklarımızı bırakıp hamam eşyalarımızı almak için yarım saatimiz kaldı.
Öğretmenevine vardığımızda Fikret ve Ahmet'de geçen gelişlerinde dadandıkları stadyum yakınlarındaki KÖŞK CİĞERCİSİ 'ne gitmişler.buranın methini yine 2009 GAP gezi güncesinde bulabilirsiniz.kiralık araba araştırmalarında ilerleme kaydetmişler. görüştüğümüzde onlarında keyiflerine diyecek yoktu.köşk ciğercisi 32 TLhamam saat 17:00'den sonra erkeklere hizmet veriyormuş.saat 16:00 ve biz hala Öğretmenevindeyiz. hamama yürümemizi de eklersen hamam bir sefadan çok eziyete dönecek.üzülerek hamam organizasyonumuzdan vazgeçtik. aldığım peştemallerde elimde patladı.

yarın için günlüğü 80 TL olan bir arabadan haber bekliyorlarmış.güzel bir gelişme.

şimdi bir şeyler yapacak vaktimiz var.yine internetten bulduğumuz GAZİANTEP GEZEGENEVİ 'ne gitmeye karar verdik.fakat Öğretmenevinin resepsiyonistleri dahil kimse nerede olduğunu bilmiyor.bir kaç yerde de yakında açılacak afişleri görmüştük.artık ümitlerimizi kaybetmiştik ki tesadüf eseri belediyede çalışan bir arkadaş yerini tarif etti.hatta 'mutlaka gidin çok beğenirsiniz' de dedi.hava yağmurlu ve gideceğimiz yer uzak olduğundan taksiye bindik.8 TL
GEZEGENEVİ izmirdeki fuar alanı gibi büyük bir bahçenin içinde kubbe şeklinde bir bina.içi gerçekten çok neşeli.bırakın çocukları büyükler bile çok eğlenceli vakit geçirebilir. aşağıdaki
bilim müzesine Ahmet ve ben hariç diğer arkadaşlar girdi.giriş 20TL/3 kişi
 sonrasında karadelikler adlı gösterim için bilet aldık.bilet alırken 'burayı çok kişiye sorduk ama kimse bilmiyor' dedik.'resmi açılışımız olmadı o yüzdendir' dediler.bizde ZEUGMA MOZAİK MÜZESİ ve TAHMİS kahvesinin neden 1,5 yıldan beri açılmamış olduğunu böylece anlamış olduk.o sevimli bürokratlarımızın gelip kurdele kesmesi bekleniyor anlaşılan.
GEZEGENEVİ TURKCELL'in katkılarıyla olduğundan resmi açılışı beklemeden faaliyete geçmiş.
arkadaşlar gelene kadar bizde hediyelik eşya bölümünde ilginç eşyalara takıldık.yeğenlere kolye aldık.
karadelikler gösterisi güzeldi.yatan koltuklara oturup tavandan seyrediyorsunuz.salondaki minik bir çocuk korkup ağladı.annesi onu dışarı çıkartırken çocuk bize de 'sizde çıkın' diyordu.
çıkışta hediyelik eşya dükkanından Ülkü hariç herpimiz GEZEGEN EVİNİ anlatan tşört aldık.hatta gelemeyen arkadaşlara da aldık.
Fikret bir de POWERBALL diye bir alet aldı.ipi ile kendine modern topaç dedirtse de kol kaslarını çalıştırmak için dizayn edilmiş zevkli bir oyuncak.ama bu oyuncağı sadece Ahmet çalıştırmayı başardı.bizler ise hızlanan powerball'ı elimizde tutmaktan ve hızını kesmemeye çalışmaktan öteye geçemedik. Fikret tüm gece bu oyuncakla ilgilenip  çalıştırmaya gayret ettikçe hayattan koptu mutsuzlaştı.
GEZEGENEVİ'nden Öğretmenevine yine taksi ile döndük.taksici çok nazik ve kibardı.kartını verdi bize.'buralarda yoldan boş taksi kolay kolay bulunmaz' dedi.meğer yolun bazı yerlerinde butonlar varmış.taksi ihtiyaç duyduğunuzda,butona basınca en yakın taksi durağından taksi ayağınıza gelirmiş.güzel bir uygulama.yollarda boş taksiler hem trafik yapmıyor hem de boşuna benzin tüketmiyorlar.
Öğretmenevinde kiraladığımız araç için sözleşme işini hallettik.
BEYRAN ÇORBASI içmek için dünkü çarşı tarafına gittik yine.yolda benim yine canım lahmacun çekti.kiminin canı tatlı kiminin de kebap çektiğinden yine İMAM ÇAĞDAŞ da mola verdik.bu sefer BEYRAN ÇORBASI'da içeceğimden 1,5 lahmacunda pes ettim.diğerleride lahmacun yedi.rakam 28 TL
elimizdeki powerball'ı gören garsonlarda denemek istediler.bir kaçı denedi.komik görüntüler çıksa da bir kerede başarılacak kolay bir şey olmadığı kanısına vardılar.
İMAM ÇAĞDAŞ'dan çıkıp BEYRAN ÇORBASI için ACIOĞLU LOKANTASINA gittik.burasının adı değişmiş.ama yapan ustada çorbanın tadı da aynı.2 günden beri sadece lahmacunla beslenen bendenizin midesine farklı bir gıda girmiş oldu.BEYRAN ÇORBASI hakkındaki bilgiyi kasım 09 gap gezimizden öğrenebilirsiniz.Ülkü yine beyran içemedi.biz onu sarımsak ve sirke kokularıyla tüm gece zehirledik.BEYRAN ÇORBASI 8,5TL/3 kişi tuttu.
Öğretmenevine gittiğimizde hepimiz patlayacak gibiydik.eşyaları toparladık.hamama gidemedik bari burada banyo yapalım dedik fakat sağ olsun Öğretmenevi sıcak su tasarrufu olsun diye sıcak suyu kapatmış.
gece hayvan ailesinin sesi çıkmadığından gitmiş olabileceğini düşünüp güzel bir uyku çekelim dedik.bu seferde gece 05:30 gibi cam bir kapıya anahtar gibi bir şeyle vurulma sesiyle dikildik.ben bir hışımla koridora çıktığımda Ahmet'de çıngır mıngır oda kapısını açıp uykulu gözlerle bana baktı.rahatsız olan sadece biziz yada otel gerçekten bomboş.bu ses devam etti.'kimsin,napıyorsun,kes' falan diye bağırdık.hangi dana ise sustu sesini çıkartmadı.bizde kalan uykumuza geri döndük.
sabah GAZİANTEP'de yağmur yağıyordu.kahvaltımızı yapıp üstüne dünden içimizde ukte kalan katmeri yemek için tekrar KATMERCİ ZEKERİYA USTA'nın yerine gittik.günlerden pazartesi olduğu için turistler gitmiş ortalık sakinleşmişti.bizi tekrar görüdüğüne şaşırdı Zekeriya Usta.2 katmerden yiyemediğimizi paket yaptırıp arabayı almak üzere tekrar öğretmenevine gittik. katmerler 18 TL
arabayla GAZİANTEP'e 10km. uzaklıktaki DÜLÜK ANTİK kentine gittik.burada göreceklerimiz gördüklerimizle mi sınırlıydı bilmiyorum ama bir mağaradan öteye geçemeyecek şeyler görmemiz bizi şaşırttı.
dönüdüğümde internetten DÜLÜK'ü araştırdığımda MÖ 300 yıllarında  kurulduğunu,Jüpiter Dolichenus tanrısının anayurdu olduğunu,Jüpiter'in heykelinin şimdi Viyana'da olduğunu ve buradaki kazılardan çıkan eserleri zaten GAZİANTEP MÜZESİNDE görmüş olduğumuzu anladım.neyse ki DÜLÜK için çok yol gelmedik pek bir kayıp yaşamadık.
burdan çıkıp 2 saatlik mesafede,URFA-GAZİANTEP sınırında olan,2009 yılında bizi kendine aşık etmiş HALFETİ'ye gittik.yolda acıkan midemizi kalan katmerle doyurduk.
HALFETİ her haliyle,her mevsimde büyüleyici.buraya vardığımızda saat 12:00 idi ve bugün güneş kendini sadece burada gösterdi.biraz şehirde yürüdük.tekne turu satmaya çalışan yerlilerde arkamızdaydı.yolda yürürken bir bayan 'hoşgeldiniz' dedi.buraya has olan siyah lale yetiştirdiğini,isterse evde gösterebileceğini ve ilgilenirsek satabileceğini söyledi.eşi ile tekne turu yaptıklarını düşünürsek yardımcı olabileceğini de ekledi.'size bir de çay demlerim' diyince benim gönlümü çaldı.tur için söylediği rakam 35TL.'biz biraz gezelim ilgilenirsek seni arayalım' diyip telefon numarasını aldık.arkadaşlarla da konuşunca aramaya karar verdik.2009'da bu tarz bir tekne gezisini 50TL.'ye yapmıştık.
teknede yemek için ıvır zıvır alıp onları parkta bekledik.küçük oğullarıyla sevimli bir aile modeli olarak geldiler.tekneleri önceki gezimizde gezdiğimizden daha küçük fakat gerçekten samimi insanlar.daha HALFETİ'de kötü insana rastlamadık.
gezi boyunca kadınla HALFETİ'den evliliğinden,çocuklarından kendinden bol bol sohbet ettik.biraz para kazanıp tekneyi büyütmek istiyorlarmış.aslında karı koca çok girişimci ve yapıcılar.imkanlar biraz kısıtlı o kadar.eşi de kendi gibi nazik ve sohbetliydi.yol boyunca bize bilgiler verdi.baba evinin karşı tarafta şimdi sular altında olduğundan,çocukluğunda ki HALFETİ'den bahsetti.
RUM KALE'de yürüyüş yapacaktık ki kara buluklar hafif hafif çiselemeye başladı.'biz daha önce geldik yolu biliyoruz,boşuna ıslanmayın,siz bizi diğer tarafta bekleyin,en fazla 1 saat sonra orada oluruz' dedik ve onlardan ayrıldık.
yağmur biraz durdu,biraz yağdı.şarkılar söyleyerek 40 dakikada buluşma yerinde buluştuk ve dönüşe geçtik.
dönüş yolunda HALFETİ'yi anlatan bir albüm gösterdi bize.bu bölgede yapılacak ne çok şey varmış.kamp alanları,yürüyüş parkurları,doğal plajlarıyla 1 hafta yetmez gibi gözüküyor.
teknede biraz üşümüş olsak da içtiğimiz o çayın tadını galiba hiçbirimiz unutamayacak.
tekneden indiğimizde bu güzel sohbet,gezi,çay ve misafir perverlik için 50 TL. verdik.mahcup oldular.aslında bilmiyorlar ki gönülleri sayesinde çok fazlasını hak ediyorlar.
HALFETİ TEKNE TURU,TEKNE SAHİBİ HALİL BEY:0532 621 42 12
HALFETİ'yi tanıtma amaçlı kurulmuş hediyelik eşya dükkanından keçe bir cüzdan aldı arkadaşımız bende teknede bana gösterdiği HALFETİ kitabını kaçırmadım.
GAZİANTEP'e dönüş yolunda şöförümüz Fikret hariç herkes uyku moduna geçti.karnımız zil çalıyordu şehre girdiğimizde.
soluğu Fikret ve Ahmet'in müdavimi olduğu,bize anlata anlata bitiremedikleri KÖŞK CİĞERCİSİ'nde aldık.ben dalak,yürek,ciğer şiş yedim.üstüne de 2 tane de ciğer kavurma patlattım.yazınca anlıyor insan nasıl bir mideye sahip olduğunu.Ahmet'de benim gibi yedi.Fikret bu yediklerimize bir de KÜŞNEME denilen et şişi ekledi.sakatat yemeyen ÜLKÜ 2 küşnemede kaldı.diğer arkadaş da herşeyden sipariş etti fakat yiyemeyeceğini bir süre sonra anladı.etlerini paylaştırmaya başladı.biz sipariş ettin yiyeceksin diye işkence yapıp kalanları da bitirttirdik.hesap 90 TL
uçağa kadar kalan süreyi İMAM ÇAĞDAŞ'da tatlı yiyerek geçirelim dedik.17 TL
İMAM ÇAĞDAŞ'ta son bir lahmacun yiyecek yerimin olmamasına çok üzüldüm.son tatlıları da yiyip havaalanı yolunu tuttuk.arabayı havaalanında teslim ettik.
eşyalarımızı kabin içine almak için PEGASUS kontuarında şirin gözüktük.onlarda tüm çantalara kabin etiketi verdi.fakat uçağa bineceğimiz sırada Ahmet'in ve Fikret'in çantasını büyük buldular.illa bagaja göndermek istediler.biz 'gelirken de bunu kabine aldık.bu çanta bu güne kadar bagaja hiç girmedi.inince yolumuz uzun bize bagaj bekleme işkencesi yapmayın' desekte,zaman zaman konuşmalar sertleşse de görevli abla 'olmaz' dedi de başka bir şey demedi.
İstanbul'a geldiğimizde en son bizim bagajlar çıktı.PEGASUS'un beleş otoparkına uçuş kartlarımızı ve otopark fişini vermek suretiyle bedava park ettiğimiz arabamıza atlayıp arkadaşları bıraka bıraka evimize geri geldi.
gezi maliyeti:
konaklama:60 TL/2 gece/kişi
ulaşım:70 TL/uçak gidiş-dönüş/kişi
araba kiralamak ve yemek vs.:162 TL/kişi
özel harcamalar:yazamayacak kadar çook TL./kişi
toplam:292TL/kişi

not:GAZİANTEP KÖŞK CİĞERCİSİ'ni blogunda övgüyle bahseden,bu mekan için bizim 2009 yılı GAP gezimizde de teşekkür ettiğimiz,LÖPLÖPÇÜLER blogunun sahibine bu güzel mekanı aklımıza soktuğu için tekrar teşekkürü bir borç bilirim.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Suriye,Ürdün,Lübnan Gezisi 04-12 Aralık 10 BÖLÜM 5-SAYISAL SONUÇLAR

gezinin önceki kısımlarını bölüm-1,bölüm-2,bölüm-3 ve bölüm-4'de bulabilirsiniz. 
gezinin bu bölümü gitmek isteyenler için ipucu olsun diye rakamsal olarak bir toparlama niteliğinde.bizim için de kafamıza takılan yerlerde arşiv niteliği olacak.

yola çıkmadan evvel kendi aramızda bir yarışma yaptık.ortak harcamalarımızla bu gezi uçak masrafı hariç kaç TL/Kişi olacak diye.en iyi tahmini yapan arkadaşa,12,5 USD/Kişi vererek toplam 50USD ile duty free'den gönlünce harcama yapma hakkı olacaktı.
 
maliyet tahminlerimiz şöyleydi.
Ahmet-950 TL
Cevdet-850 TL
Fikret-1350 TL
Meltem-1250 TL
Ülkü-1050 TL
toplanan paralar
2400 USDx1,5 TL=3600 TL+500 TL=4100 TL.(toplam harcanan)
4100/5=820TL ile CEVDET arkadaşımız 12,5x4=50 USD'nin sahibi oldu.benimde kazanırsam alacağım kozmetiklerin hayalleri suya düştü.BEYRUT havaalanında kendisine ödülünü taktim ettik.

şehirler arasındaki mesafeler yada sürelere gelince
Hatay - Halep 120km.
Halep - Homs 2 saat/otobüs
Homs - Palmyra 2,5 saat/otobüs
Palmyra - Şam 3 saat/otobüs
Şam - Amman 6 saat/otobüs
Amman - Jerash 20km
Jerash - Wadi Musa (Petra) 3 saat/araç
Wadi Musa (Petra) - Wadi Rum 2 saat/araç
Wadi Rum - Madaba 4 saat/araç
Madaba - Ölüdeniz (Lut Gölü) 20 dak./araç
Ölüdeniz - Amman 2 saat/araç
Amman - Şam 2,5 saat/araç
Şam - Beyrut 2,5 saat/araç

diğer ayrıntılar
ÜRDÜN' de kiraladığımız araç ile toplam 968km yaptık.
ÜRDÜN PETRA büyük tapınağa 732 basamakla çıkılıyor.

Suriye,Ürdün,Lübnan Gezisi 04-12 Aralık 10 BÖLÜM 4-LÜBNAN

gezinin önceki kısımlarını bölüm-1,bölüm-2 ve bölüm-3 de bulabilirsiniz.

gece saat 01:00 gibi LÜBNAN sınırında işlemlerimizi yaptırdık.sınırdan çıktığımızda sanki terkedilmiş yada işgal altında bir yere gelmiştik.yol kenarları askeri barikatlarla,panzerlerle doluydu.
taksici bizi garajda indirecek oradan da başka bir taksi ile internetten öğrendiğimiz otellere gidecektik.
üzerimizde hiç LL (LÜBNAN LİRASI) yok.taksici bir bakkalda bozdurabileceğimizi söyledi.ertesi gün anladık ki bakkal kurdan bize geçirmiş.gezimizin kasası Ahmet bunu biraz kafaya taktı.biz para harcayanlar olarak 'boşver takma' dedik.
şöförün gözler son 20 dakikada kapalı gibiydi.taksi sınırdan BEYRUT'da bahsettiği garaja kadar 2 saatte götürdü.başka bir taksi buldu.bagajları yerleştirdik.'HAMRA bölgesine kaça gidersin' dedik 20 USD dedi.biz '10 USD' dedik bagajları geri indirdik.başka biri ben '10 USD'ye götürürüm' dedi.'HAMRA'da EL-NAZİH pansiyona gideceğiz' dedik.'biliyorum' dedi.atladık.
saat 02:00 olmasına rağmen şehir hala hareketliydi.barlar doluydu.sokaklarda EL-NAZİH pansiyonu aramaya başladık.sonunda taksici 'burada böyle bir yer yok' dedi.bizde 'biliyorum demiştin' dedik.bakşa bir taksi durdu.durumu taksici arkadaşından öğrenince 'EL-NAZİH kapandı' dedi.bizde 'rezervasyonumuz var' diye yalan söyledik.'başka yere götüreyim' dedi taksici.bir kaç otele girdik.50 USD'den aşağı fiyat yoktu.taksici ile bu işin olmayacağını anladık.son dediği yere gittik.köhne,han gibi bir yeri işaret etti.bizde 'sen bize EL-NAZİH'i biliyorum dedin ama bizi oraya götürmedin yalancısın' dedik.ingilizce bilmiyormuş ayaklarına yatıp 'burada kalın ucuzdur' dedi.'burası otel bile değil,biz başımızın çaresine bakarız' dedik.10 USD'yi verdik tabii ki.
çantaları sırtlanıp bir iki otele baktık.NAPOLİ OTEL ile pazarlık yapıp kahvaltı hariç 100 USD/ 5 kişi kaldık.otelin dışı bir şeye benzerken içi berbattı.odalarda ağır bir yağ kokusu vardı.bildiğin apartmanı bozup otel yapmışlar.gecenin 03:00'ünde otel arayacak halimiz kalmadığından duş alıp yattık.
sabah otel telefonundan biribirimizi arayıp buradan gitme kararı aldık.fakat Fikret'e ulaşamadık.en son lobide bekliyor olabileceğini düşünüp indik.orada da yoktu.bu sefer de odasına çıktık.meğer erkenden kalkmış odada telefon falan bulamamış.oda numaralarımızı da bilmediğinden dışarı çıkmış dolaşmış.hava soğuk diye düşünüp üstünü değiştirmiş.sonra da televizyon bile olmayan odada onu bulmamızı beklemiş.
otelden BEYRUT haritası alıp çıktık.HAMRA bölgesi bizim NİŞANTAŞI gibi bir semtmiş meğer.lüks kafeler,fırınlar,klasik laptoplu masalar falan.
ilk hedefimiz biraz para bozdurmak.ucuz yiyecek bir şeyler bulmak.sonra da EL-NAZİH denen pansiyona ulaşmak.sırt çantalı insanlara pek alışkın değiller gibi.herkes bize bakıyor.hele yol kenarından yürürken sürücülerin hayretler içinde kalması ve bizi selamlama anlamında korna çalmaları yürüyen insana da alışık olmadıklarını gösteriyor.
para bozdurduk.1 USD = 1500 LL,1 TR=1000 LL
zengin sokaklarında aç karnımızı doyuracak ucuz bir yer aramaya başladık.Türkçe konuştuğumuzu gören şemsiye satıcısı genç 'abla bulamadığınız bir yer varsa yardımcı olayım' dedi.aradığımız yeri bilmesine imkanı yok gibi bir hali vardı.doğudaki göç buralara kadar sıçramış anlaşılan.arkadaşlardan kopmamak için fazla konuşamadan çocuğun yanından ayrıldık.sonra bu duruma pişmanda olduk.memleketten birileriyle konuşma hasretini biraz giderebilirdik çocuğun.kendi telaşımıza daldık atladık.
ara sokakların birinde bir kalabalığın fırın gibi bir yerden bizdeki lahmacun,börek tarzı ürünlerden aldığını gördük.kalabalıksa ucuzdur düsturu aklımıza gelip daldık aralarına.aldığımız böreklerle sabah kahvaltısı yaptık.toplam 11 000 LL
EL NAZİH HAMRA bölgesinde değil CHARLES HELOU Caddesinde çıktı.yinede HAMRA'dan çok çok uzak bir bölge değil.dünkü taksiciye haksızlık mı yaptık diye düşündük.fakat taksici bize o oteli biliyorum diyerek kandırmıştı.taksici suçludur kanısına vardık.
HAMRA ve CHARLES HELOU caddesi arasında dudak uçuklatan güzellikte binalar gördük.fakat yine dudak uçuklatan odadan odaya çatışmaların çıktığı,ibret olsun diye yıkmadıkları binalarda aralarındaydı.internet sitelerinde anlatılan küllerinden tekrar doğan şehir lafı gerçekten doğru.
EL NAZİH girişiyle falan tam konar göçer insanların mekanı.fakat oda bulmak çok zor.bize yer yatağıda koyacağı 5 kişilik bir oda gösterdi.bu kötü konforu cazip kılacak bir indirimde yapmadı.yerde yatacak arkadaşlar betonun üzerine direk ince bir süngerle yatacak.o kadar da mülteci olmadığımızı düşünüp 2. şansımız olan TALAL'S NEW HOTEL'i araştırma kararı aldık.
yolda yürürken arkamızdan gelen EL NAZİH çalışanı biraz daha indirim yapacağını söylemek için koşup geldi.'biz biraz bakıp öyle karar vereceğiz' dedik.'buralarda başka otel yok' dedi.'sen öyle san' diyip yeni hedefi aramaya başladık.
Apartmandan bozma TALAL'S NEW HOTEL'in neresinin NEW olduğunu anlamak çok zor.o kadar ki hala tamirat var.her katta 2 tuvaletli oda ve odaların açıldığı holde 4-5 yatak var.tüm malzemeler çok eski.mutfağınıda kullanabileceğimizi söylediler.odalara baktık.1 adet çift kişilik 1 adette tek kişilik yatağı olan bir oda ve çift kişilik yatağı olan başka bir oda gösterdi.maksimum 2 gece kalacağımızı düşünüp ben,Ahmet ve Fikret 3 kişilik odaya yerleştik.
2 gece 160 USD/5 kişi
eşyaları yerleştirip gelirken gördüğümüz dondurmacıda kendimize 'hoşgeldik' dondurması ısmarladık.37500 LL./5 adet
hemen hemen her sokakta panzer,ağır makinalı tüfekli askerler ve hemen yolu kapatmaya müsait barikat demirleri var.siz lüks kafede dondurmanızı yiyorsunuz,etrafınızda her an saldırıya cevap vermeye hazır askerler var.hal böyle olunca bir çok yerin fotoğrafınıda çekmemize izin verilmedi.

taksim meydanında otobüsler dolusu polisi görüp hayret eden turistler gibi bu duruma bizde hayret ettik.günlük hayat sürüp gidiyor.silahlar çok normal,panzerler normal.bir geçtiğiniz sokaktan gece geçememeniz normal.akıl bunada alışıyor demek ki.
kimsede müze gezecek,şehirden uzaklaşacak hal yok.o yüzden sokakları arşınlamaya karar verdik.soğuk,güneş gittiğinde kendini hissettiriyor.ara ara da yağmur bastırıyor.biz inatla yürüyoruz,arabadakiler inatla bize korna çalıyor.
Beyrut hakkında biraz okuma yaparak,biraz tartışarak sokaklarda ileriliyoruz.Ülkü ve Cevdet harita okuyup bizi yönlendiriyorlar.
Beyrut trafiği çok enteresan.buradaki ışık ihlallerini görünce bizim ülkemizde EDS yüzünden diyin,bilinçlenme diyin gelişme olduğu çok açık.asla kırmızıda durmuyorlar.Suriye'de de aynen böyleydi fakat biz SURİYE'deki arabaların durma yeteneklerini kaybettiklerini düşündüğümüzden durmadıklarını sanıyorduk.ama buradaki en eski arabanın 1-2 yaşındaki Audi olduğunu düşününce BEYRUT'a EDS şart dedik.
yavaş yavaş acıktığımızı düşünüp internetten bol övgü ve ekonomikliğiyle iyi notlar almış ismiyle alkası olmayan BARBAR RESTORANI aramaya başladık.yolda sadece araba ile gelenlere kahve satan bir dükkanda kahve molası verdik.sinemalardan sohbet edip birbirimize filmler anlattık.o artistin adı neydi oyunu oynadık.10 USD/5 adet (6500 LL. para üstü)
BARBAR büyük olmasına rağmen tıklım tıklımdı.ölürüzde pes etmeyiz diyeret koridorlara dalıp kalkmak üzere olan masaları kesmeye başladık.15 dakika sonra masaya oturabildik.içli köfte,karışık kebap,humus,lahmacun ve içeceklerle 50 USD / 5 kişi ödedik.14500 LL'de para üstü aldık.yediklerimize bakılırsa evet ekonomik,bol çeşitli,temiz,süper olmasa da iyi diyebiliriz.
yağmur bastırmaya başladı.akşamı geçirebileceğimiz bir mekan aramaya başladık.sağlı sollu envayi çeşit barların olduğu sokakta ilerlerken happy hour yazan bir bar gördük bomboştu. 'garson gelin indirimli saatteyiz,1'er koktely de bizden' diyince birer bira içelim dedik.bar kaldığımız sürede de boştu.havuç,ufak çerez falan getirdi ve bunlar için para almadı.meşhur BEYRUT gecelerinin yaşandığı mekanları araştırmak için sokaklara çıktık yine.çerez,biralar 52000 LL.
diğer barlar dolmuş taşıyordu.5 kişinin girebileceği bir mekan bulamadık.canlı müzik yapan bir mekan ilgimizi çekti.yer olmadığı halde giriş ücreti istedi.10000LL/kişi.
arkadaşlar kabul etmediğinden tekrar sokaklara daldık.bir meyhane gördük.orasıda çok doluydu ama yarın akşam burada yiyelim içelim kararı almamıza sebep olacak kadar şirindi.
canlı taverna müziği yapan bir mekan dikkatimizi çekti.dışarı çıkan garsonda TÜRKİYE'de yaşamış.Türkçe sohbet ettik.bira fiyatlarının uygun olduğunu duyunca bir de burada şansımızı deneyelim dedik.küçücük barda tombul ablalar oryantal dans yapıyorlardı.bizi bara aldılar.sesten ve yan yana olmamızdan dolayı sohbet edemedik.ya barmene bakacaktınız ya kıvırtan ablalara.hepsininde manitaları yanında,sürekli baksak yanlış anlaşılacak.bizde çerez,bira ve biraz müziğe uyum sağlayarak konuşmaya çalıştık Ülkü ile.o sırada ablalardan biri bizim yerimizde kıvırttığımızı görmüş olacak ki piste aldı bizi.iki sandalyenin yanyana bile durmasına imkan olmayan pistte Ülkü,ben,tombul kırmızılı abla ve cillop arkadaşı oynamaya başladık.sürekli kulağımı Lübnan,Türkiye kardeş.good vs. lafları fısıldadılar. bizimkilerle gözgöze bile gelmemeye çalışarak şu dans bitse de otursak diye bekledik.bırakıp oturmayı da göze alamadık.buralarda kabalık olarak karşılayabilirler belki.sonuçta misafir perverlik yaptılar bize.ingilizce bilmediğimi söyleyince biraz Ülkü'ye dadandılar bende o sırada solo göbekler atıyordum.neyse çalgıcı abiler susamış olacak ki biraz ara verdiler bizde ablalara sarılarak teşekkür ettik.
kırmızı bir bady giymiş,tombulcana sarışın abla popüler güzellik anlayışına inat bana çok kadınsı geldi.arada çalan müzikle ilgilendiğimizi gören garson korsan cd'yi bize armağan etti.para vermek istesem de almadı.dans kursu tekrar başlamadan önce toparlanıp çıkalım dedik.hesapta hafif geçirmece yapsalarda ses çıkartmadık.60 USD (10000 LL. para üstü)
bu caddeden biraz uzaklaşıp farklı neler var diye araştırmaya başladık.biz sokaktan çıkarken 1 tane Hummer limuzin geçiyordu.sokakta buna bakan bir tek biz vardık.birde yine Hummer Jip gördük silahlı askerler bir yerlere gidiyorlardı.
biraz yukarılarda çok çok pahalı barlar,restorantlar bulduk.ah şimdi Türkiye'de olsak bir çorbacıya giderdik diye düşünüp TALAL NEW HOTEL'in yolunu tuttuk.
odamızın bulunduğu holde herkes uyuyordu.aralarından geçip odaya girdik.gece fırtına başladı.yandaki ucuz diskonun müzik sesi,arada bir diskonun kapısını açıp sokakta dans eden serserilerin sesleri ve gökgürültüsünün sesiyle uyumaya çalıştık.
sabah yağmur hiç hafifilememiş,gök delinmiş gibiydi.sadece bir ara Ülkü ile bakkala gidip kahvaltı için peynir,yumurta aldık.12000 LL
yolda seyyar ekmek yapan bir amcayla karşılaştık.tarzanca iki puf ekmek yaptırdık.arabasının içinde kuzine soba tesisi kurmuş amca.karperle falan ekmek yapıyor.otelin mutfağında çay,yumurta yaptık.uygun olan tek yerde yağmurun sesiyle kahvaltı yaptık.
bu yağmurda tüm planlar suya düştü.kapalı alan olarak tek bildiğimiz ABC alış veriş merkezine gitmeye çalışalım dedik.yağmur çok az deli gibi yağdı,genelde kudurmuş gibiydi.bir pasajda mahsur kaldık.Cevdet bir minibüse gideceğimiz yeri söyledi.bindik.5000 LL / 5 kişi
bir anda İstanbul'da bile sevmediğimiz AVM'lerin içinde bulduk kendimizi.herkes yeni yıl telaşı içindeydi.mağazalara baktık.1-2 saati burada geçirdik.yağmur çok hafiflemişti ki çıktık.
hristiyan mahallelerinde BEYRUT'luların kendi aralarında da İngilizce konuşması çok dikkatimizi çekti.yaşanan iç savaştan dolayı bir farklılık yaratma olarak hissettik bunu.Ülke 4 milyon nüfuslu.%83'ü arap.arapların %63'ü müslüman.müslümanların %60'ı şii,gerisi sunni.hristiyanların çoğu kendilerinin Fenikeli olduklarından bahsediyorlarmış.tenleri beyaz,kaşları,saçları siyah.
Ülkü ve Cevdet falafel yediler.bizde barbar'a tekrar gideriz diye planladık ama yağmura yakalanma korkusuyla vazgeçtik.dün kahve içtiğimiz yere tekrar gidip kahve içtik.bu işi İstanbul'da yapalım diye tartışıp fikir yürüttük.bu sefer donut's'da yedik.20 USD / 5 kişi
çıkınca adam gibi yemek yiyecek  yer bulmak için çok aç olduğumuzu anladık.hemen yakınlardaki MC DONALD'S a daldık.Ülkü ve Cevdet tok olduklarından meşhur BEYRUT kurabiyesi olan MAAMOUL satan yer aramaya gittiler.bizde MC LEBANON yedik.20 USD/3 kişi (9500 LL para üstü)
Ülkü ve Cevdet gezerken bizim gibi PEGASUS'dan bedava bilet kazanmış biriyle tanışmışlar.en iyi MAAMOUL satan yerin müslüman mahallesinde olduğunu söylemiş.
yürüyerek gitmeye karar verdik.BEYRUT'un o ışıltılı tarafından karanlık,İstanbul varoşlarını andıran semtlerine doğru gittik.artık ingilizce bilen kalmadı.arabalar SURİYE'deki gibi eski olmaya başladı.
bizim başbakan geçen haftalarda BEYRUT'a gelmiş.ona türkçe hoşgeldin yazan pankart asılı her yerde.
aradık taradık bahsi geçen MAAMOUL satıcısını bulamadık.ama HAMAS bölgesini,müslümanların refah seviyesinin ne kadar düşük olduğunu gördük.aynı Hristiyan bölgesinde olduğu gibi burada da askerler vardı fakat HAMAS'ın adamları her köşede,her evde kendi düzenlerini kurmuş gerektiğinde savunmaya hazır bekliyorlardı.kurabiye ararken girdiğimiz bu sokaklardan geçerken bile bunu anlamak hiç zor olmadı.
Ülkü MAAMOUL'cuyu bulamamaktan ve yağmurda bizi buralara yürüttüğü için mahcuptu fakat biz bu başka BEYRUT'u gördüğümüz için çok şanslı hissediyorduk kendimizi.
arama direnci kırılan Ülkü bir dükkandan MAAMOUL aldı.yine yürüyerek döndük.
Hristyan mahallesine sempati duyduğumuzdan değil elbette ama Müslüman mahallesinde kazık yemek,her dükkandan farklı kur fiyatları almak hoşumuza gitmesi.
yürüyerek dün planlağımız meyhaneye gitmeye karar verdik.yolda da bu konu üzerine sohbet ettik.hep birlikte toplanıp BATI BEYRUT isimli filmi en yakın zamanda seyrtmeye karar verdik.
meyhaneye vardığımızda bir şeyler yiyecek kadar hala aç olmadığımıza karar verip hala happy hour saatinde olduğumuzdan dünkü mekana gittik.son gecemiz olduğu içinde ipin ucunu saat bitimine kadar kaçırdık.
happy hour saati bitmek üzereyken garson gelip size happy hour 1 saat uzattık müjdesini verdi.zaten bara gelen giden de yoktu.1 saat sonra tekila ikram etti ve size sabaha kadar happy hour dedi.garsonu omuzlara almak istedik.lokal birası ALMAZA'ya asıldık da asıldık gece boyu.arada garson minik kokteylle jestlerine devam etti.tekilanın tadını alan bizlerde biraz abarttıkça hesapta abartılı geldi.İSTANBUL'da daha çok arkadaşla bile ödemediğimiz rekor rakamla bardan çıktık.105 USD
barın hemen yakınındaki ızgarada sosisli yapan bir yer dikkatimizi çekti.hemen birer tane ısmarladık.sosislisini bekleyenler LÜBNAN'ın en güzel sosislisi burada diye övündüler.gerçekten sosisli harikaydı.ben üzerine peynir sosuda eklettim.tek kelimeyle süper.
odaya girdiğimizde dünkü seslerin aynısının iki katı aşağıdaydı.diskodan çıptıs sesleri,arada dışarı fırlayıp böğürerek dans eden tiplerin sesi,fırtanının sesi ve fırtınanın uçurduğu çatıların sesi ile uyumaya çalıştık.
uçağımız sabah 06:30'da bizim 05:30'da havaalanında olmamız ve duty free'den  bir şeylere bakabilmek için 04:00'da kalkmamız lazım.uykuya daldığımız saat ise 03:00.havaalanına TALAL NEW HOTEL'den birileri bırakacak bizi.gece taksi bulmak zorunda kalmadık.12 USD+20 000 LL
saat çaldığında hemen hemen uyanıktık.çantalar dün sabahtan hazırlanmıştı.zaten gece de üstümüzle yatmıştık.ağzımın içide üstüm gibi leş gibiydi.fırtınalı bir havada havaalanının yolunu tuttuk.
önceki planlarımızda havaalanından İstanbul için içki,kozmetik ve elektronik bakmak vardı.kimsenin bir şey bakacak hali yoktu.insanlar halimizi belkide bizden çıkan kokuları duyup yanımızdan uzaklaşıyordu.
uçağa binmeyi beklerken kasamız Ahmet bize bilançoyu açıkladı.yaptığımız yarışmanın sonucunu söyledi.meraklısı için bu gezimizin 5. final bölümünü okuyabilir.
uçağa bindiğimizde ben hariç herkes uyudu yada sızdı.uçak korkum olmasa bende uyurdum. fırtınada bu uçak kalkar mı?,iniş yapabilir mi? önümüzdeki koltuklar boştu.bir ara uyudum uyandığımda havalanıyorduk,bizden herkes uyumuştu ve başka kimseyi görmüyordum. kurgulamayı seven aklım acaba kaçırılıyor muyuz diye düşündürdü beni. düşmekten iyidir diyip fırtınada uçağın motorlarından çıkan seslerin analizini yapmaya çalıştım.
İstanbul'a indiğimizde hava çok soğuktu.yine duty free'ye bakamadan eve varmaya çalıştık.havaşla Taksim'e vardığımızda dişlerimiz birbirine vuruyordu.arkadaşlarla vedalaşıp buz gibi evimizi ısıtıp,kirlileri yıkama çalışmasına başladık.
Tüm gezimizin sayısal sonuçları 5. bölümünde yakında burada olacaktır.

Öne Çıkan Yayın

Ata Topraklarında Kiraz Toplamak 4-5 Temmuz 09

Fotoğraflar   Köyümün lokomotif ürünü kirazdır.her yıl haziranın son haftası yada temmuzun ilk haftalarında başlayan kiraz toplama faaliyet...

sayaç

İzleyiciler

Etiketler

Reklam