göreme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göreme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2010 Pazartesi

Tekrar Kapadokya 29-31 Ekim 10


gezmek için olmazsa olmaz şart arayanlardan mısınız?enerji,para ve sağlık.eğer bu üçgen ile kendinizi sınırlandırırsanız önce gezegeni sonra da kendinizi öğrenemeden,hep bu şartları sağlamaya çalışarak geçirirsiniz zamanınızı,belkide ömrünüzü.blog yazılarının çoğunda bu şartları zorlayarak neler yapabildiğimizi okuyabilirsiniz.son örneğini ise KAPADOKYA gezimizde inceleyebilirsiniz.
ekonomik anlamda düze çıkmak için 1 ay kadar uyumamız gereken bir döneme rastladı KAPADOKYA.sende yok,bende yok,onda yok diyerek kasa yapmaya çalıştık.kasa bizim grup gezilerde sıkça başvurduğumuz bir yöntem.kasa için herkesten eşit para toplanır,ortak olan her harcamayı bu kasayı tutan arkadaş yapar.böylece yeme-içme mekanlarında 'sen ödedin,ben ödiycem' gibi adisyon münakaşaları ve 'bende bunu ısmarlarım ödeşmek için' gibi gereksiz cengaverliklere girmeden harcamaları bir elden yaparız.
oralarda çok harcamayalım diye Nilüfer börekler,kurabiyeler yapmış.Fikret'de ton balıklı sandviç,meyve getirmiş.bende top kek ve börek yapabildim.arabada neredeyse çantadan çok yiyecek var.
sabah UÇHİSAR'da olacak şekilde perşembe akşamından yola koyulduk.ben böyle yağmur hiç görmemiştim.gerçekten bu sefer gök delindi diye düşündük.bitmeyen İstanbul trafiğinde 3 saate yakın köprü üstünde kaldık.köprüyü geçmek yetmedi.bu seferde yolda olan kazalardan ve yağmurun şiddetlenmesinden İzmit çıkışına kadar konvoy halinde çıktık.bu sıkıntı Bolu'ya gelene kadar sürdü.Bolu'dan Ankara'ya ayrılırken yağmuru,yoğun trafiği geride bırakıp tatlı tatlı yolumuza koyulduk.
sabah 08:00 gibi oteldeydik.Oteli bize Murat'ın bir arkadaşı ayarladı.UÇHİSAR bölgesinde KİLİM PANSİYON.odalar dolu olduğundan Ahmet Bey bizi özel bir eve yerleştirdi.odaları özenle yapılmış bu ev bize hiçbir yere gitmeyin burada kalın diyordu.ortak kullanıma açık zevkli mutfağına,verandasına,bahçesine,bahçesindeki güvercinlerine arkanızı dönerseniz vadiyi ve peribacalarını karşınızda buluyorsunuz.hiç bir görsel yada işitsel kirlilik yok.
odalara yerleşip Ahmet Bey ile sohbet ettikten sonra bölgeye ilk defa gelen Fikret,Nilüfer ve Murat'ı AÇIKHAVA MÜZESİNE götürdük.bırakın bir yerlere bakmayı içeri girmek bile bir meseleydi.
şansımızı bir de ÇAVUŞİN ve ZELVE'de denemeye karar verdik.bir yıl boyunca arkadaşlarımıza bu bölgeyi anlatıp kalabalıktan dolayı zevkle gezi yaptıramamak endişesi yaşadım.neyse ki ÇAVUŞİN ve ZELVE biraz yürüme,tırmanma gerektiren etaplar olduğundan buralar aşırı kalabalık değildi.büyük peribacalarını gezerken yeni yaptırdığım pankartla fotoğraflar çektik.
gezi sonunda bir çay bahçesinde getirdiğimiz erzaklarla ziyafet çektik.
PEMBE VADİ bölgedeki en sevdiğimiz vadi.bu yorucu günü,tatlı tatlı bir yürüyüş ile bitirmek için çok uygun.yolun sonundaki büfede bira ile kendinizi ödüllendirdiğinizde ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.hafif yağmur başlarken arabaya ulaştık.PEMBE VADİ yürüyüşü yaklaşık 7 km.
dinlenmek için otele geçmeden evvel TURASAN ŞARAPÇILIK'da hediyelik ve burada tüketmelik şarap aldık.niyetimiz KIZIL ÇUKUR'da gün batımını yapıp bir iki şişesini afiyetle bu manzara eşliğinde tüketmekti.fakat hava puslu ve bulutlu olduğundan gün batımının manası kalmadı. bizde şaraplarımızı otel görünümlü sarayımızda içmek için otele döndük.
akşam yemeğinde Fikret'in hazırladığı sandviçler vardı.üzerini şarap,bira ve rakıyla süsleyip,vadinin,bu muntazam tasarlanmış evinin tadını çıkarttık.cezalı kağıt oyunu oynadık.Nilüfer ertesi gün içilecek bir posta çayları ısmarlamayı kaybetti.Murat ise o çayları servis etme cezası aldı.Ahmet ise akşam mangalda Murat'a yardım etmek olan en zor cezayı aldı.Fikret ve ben ise günün kazananı olarak mutlu mesuttuk.gece boyunca hepimiz yol yorgunu olduğumuz halde uykuya direnip anı yaşamaya çalıştık.
Ertesi gün planımız YERALTI ŞEHİRLERİ,IHLARA VADİSİ ve akşam otel/sarayımızda mangal... kahvaltıdan sonra yeraltı şehirleri için Nevşehir,Aksaray tarafına doğru gittik.KAYMAKLI YERALTI ŞEHRİ çok kalabalıktı.burayı es geçip DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ'ne yöneldik.burası daha tenhaydı.fakat yavaş,yavaş gruplar gelmeye başladı.
Yeraltı şehrinin bir bölümünde sıkışma yaşandı.Murat ve ben Almanca'dan başka bir şey bilmeyen gruba,tek bildiğimiz dil Türkçe olarak 'içeride yer yok,geri dönün' demeye çalıştık.hatta bir ara 'anlamıyormusun kardeşim.yer yok.small rum and full.'diye türkçe ingilizce saydırdık.
çıkınca başka yeraltı şehri gezisine tövbe edip cezaları icra etmek için bir çay bahçesine oturduk.Murat garsonla konuşup cezalı olduğunu ve bu masaya servisleri kendinin yapması gerektiğini söyledi.hatta cezaya o kadar kendini kaptırmıştı ki bir ara yan masadan bir amca Murat'a hesap ödedi.Nilüfer'de cezasını yerine getirdi ve IHLARA VADİSİNE doğru yola koyulduk.
IHLARA VADİSİ'nde Ahmet ve Fikret arabayı IHLARA VADİSİ'nin sonunda bulunan SELİME köyüne bıraktı.oradan da taksi ile IHLARA girişine geldiler.eğer bizim gibi araçla geldiyseniz ve vadiyi sonuna kadar yürüyecekseniz bu yöntemi yapın.SELİME'de taksiler arabayla geldiğinizi görünce daha az fiyat çekiyorlar.yoksa arabayı IHLARA tarafına park edip,SELİME'ye gidip,oradan taksi tutarsanız,taksiciler vadiyi geri yürümeyi göze alamayacağınızı anlayıp kafasına göre fiyat çekiyor.IHLARA tarafında ödediğiniz otopark parasıda ekstra.Ahmet ve Fikret SELİME'den IHLARA'ya taksi için 20TL. ödediler.
IHLARA VADİSİ yanında ona eşlik eden MELENDİZ ÇAYI ile büyülüdür.eğer bir önceki gezimizde olduğu gibi aylardan Nisan olsaydı bülbül sesleri mutlaka bizi farklı alemlere taşırdı.çeşitli kiliseleri görmek için yaptığımız yürüyüşleride sayarsak yaklaşık 15km. yürüdük ve SELİME'deki aracımıza ulaştık.
SELİME'de çay içtiğimiz yerdeki garson yeraltı şehirlerinin en güzelinin aslında SELİME'de olduğunu fakat turizme çok açılmadığını ve mutlaka görmemiz gerektiğini söyledi.havanın kararmasından dolayı bu geziyi bir sonraki KAPADOKYA gezisine bırakıp dönüşe geçmeye karar verdik.ama hepimizin aklı SELİME'deki yeraltı şehrinde kaldı.giderseniz yerimize de gezin.
dönüş yolunda akşam için alış veriş yaptık.et,salata malzemesi ve yarınki gezimiz için erzak aldık.Murat'ın mangaldaki yardımcısı cezalı Ahmet'di.hepimiz zevkle bu manzarayı izledik. Nilüfer ile çorba salata yapıp sofrayı kurduk.yedik,güldük,söyledik,sövdük ve içtik.SPARTACUS dizisini KAPADOCYUS olarak değiştirip fotoroman çektik.
gece ilerleyen saatlerde misafir bile kabul ettik.ertesi gün nasıl gezip ardındanda nasıl İstanbul'a dönüş yoluna çıkacağız hesabını yapamadan gidip kelimenin tam anlamıyla zıbardık.
son gün kahvaltıyı geç yapıp,tatlı otel sahibimiz Ahmet bey ile sohbet edip GOMEDA VADİSİ için MUSTAFAPAŞA'ya (Sinosis) gittik.hava oldukça güzeldi.GOMEDA yürü yürü bitmez.sonuna hala gitmiş değiliz.dönüşümüz arabanın yanı olacağından 1,5 saat gidiş,1 saat dönüş olarak düşünüp yürüyüşe başladık.yürüyüş sonunda 8km. yürüyüş mesafemiz olmuştur diye düşündük. MuUSTAFAPAŞA'da (Sinosis) çay ve börek molası verdik.Murat ve Nilüfer etrafı gezdi.
akşam üzeri,İstanbul'a dönüş için yola çıkmadan evvel Ürgüp'te yemek molası verdik.sonrasında gün batımına doğru yola koyulduk.
bu gezimizde ne kadar harcarız yarışmamız vardı.herkes 1 kişinin konaklama ve yol parası hariç günlük maliyetini tahmin ediyor.gezi sonunda kasa 1 kişinin günlük maliyetini çıkartıyor. sonuca en yaklaşan arkadaş ödüllendiriliyor.bu gezimizde kazanan ilk buluşmada kendine sosyetik bir içki ısmarlayacak ve parasını diğerleri ödeyecekti.iki tane birinci olur ise sonuncunun cezası ilk buluşmada masanın içkilerini servis etmek olacaktı.sonuçlara gelince Nilüfer ve ben günlük 20tl/adam diyerek birlikte birinci olduk.Fikret ise günlük 50tl/adam tahminiyle her ne kadar itiraz etse de sonuncu oldu.
3 günlük gezimizin yürüyüş tablosu
pembe vadi-7km+Ihlara vadisi-15km+gomeda vadisi-8km=30km.
ekonomiklik tablosuna gelince
yol+yemeklere 115 TL/adam+konaklama için (2 gecelik) 80TL/adam=195 TL/adam

istendiği zaman ekonomik tatil de oluyormuş işte.kendimize de bunu kanıtlamış olduk.'olmazsa olmaz' şartlar yerine 'ne olcak ya' diyebilirseniz gezilerinizi daha keyifli kılabilirsiniz.yoksa çok para harcayarak herkes gezi yapabilir.hüner az para ile gezmekte. 

27 Nisan 2009 Pazartesi

Kapadokya Gezisi 23-26 nisan 09


Kapadokya,Bülbüller ve Yeni Türkü
başka türlü bir şey
benim istediğim
ne ağaca benzer
ne de buluta
burası gibi değil
gideceğim memleket
denizi ayrı deniz
havası ayrı hava


sadece gezi fotoğraflarına bakmak isteyenler için link:

Kapadokyayı görmek eski bir hayal idi bizim için.Eski dediğimiz belki 15 belki de 20 yıllık bir hayal..Yeterli paramız olduğunda vaktimiz olmadı, vaktimiz olduğunda da paramız yoktu.Ve en sonunda 2009'un Nisan ayında bu ikisini bir araya getirebildik ve düştük yola.Eski bir hayalin peşine sevdiğimiz eski şarkıları dinleyerek gitmeye karar verdik.Kapadokya ateşinin ilk içimize düştüğü yıllarda araba tekerleği boyutunda walkmanlerimizden kasetlerini dinlediğimiz Yeni Türkü bizce çok yakıştı bu seyahate...


Kapadokya'nın güzelliğinin yanı sıra yürüyüş parkurlarıyla da çok ilgiliyiz.yürüyüş programlı bir yer ile anlaşacakken yeterli katılımcı bulunamamasından tur iptal oldu.koskoca İstanbul'da Kapadokya'yı yürüyerek dolaşacak 10 kişi yokmuş.önemi yok...
çantalar,kumanyalar,tozluklar,kaybolmaya karşı düdük,bıçak,kibrit,yürüyüş ayakkabıları,pantolonlar,yağmurluklar,fularlar,güneş kremleri,ilaçlar,en önemlisi fotoğraf makinesi, her şey hazır.kara yolları ve kapadokya bölge haritası hemen elimizin altında.internetten edindiğimiz bilgilerde yanlarında.

Bizim gibi az maliyetli,yürüyüşlü bir gezi planlıyorsanız yazının gerisi daha faydalı olacaktır.peribacası nedir,nasıl oluşmuş,bu memlekette kimler yaşamış,tarihi diye bi araştırma içinde iseniz apayrı bi şey arıyorsunuz ve bu yazı size pek fazla yardımcı olamaz demektir.zira bu sorularınızın cevabını bilmesine biliyorum ama internetten copy paste yapmak istemiyorum :)
ulaşım için:varsa özel arabanız en iyisi.orada gezerken vakit kaybetmezsiniz.ama araba yok ise oradan kiralayabilirsiniz.oda olmaz ise biraz zorlayıp gezi rotanızı daraltırsanız yine yapacak çok şey var.yolculuk için dinlenmesi gereken en iyi grup kesinlikle Yeni Türkü.


istanbul-Göreme yaklaşık 750 km.İstanbul,Bolu,Ankara,Kırıkkale,Kırşehir,Hacıbektaş,Mucur,Avonos ve nihayetinde Göreme...hiç yorucu olmayan,virajsız,sakin bi yolu var.
gitmek için bir alternatifte Ankara'dan sonra Aksaray üzerinden olabilir.Hemen hatırlatayım bu yol üzerinde tuz gölünü görmeden geçmeyin.biz daha evvel tuz gölünü görmüş ve fotoğraflamıştık.
Konaklama için:çeşitli fiyatlarda alternatifler var.biz Göreme'de kaldık.Göreme,Ürgüp,Avanos,Mustafapaşa hepsindeki oteller bu işi iyi biliyorlar.odalarda ihtiyacınızı görecek bir çok şey sağlanmış durumda.bizim için gezilerde otel demek; yürüyüşten dönünce sıcak su bulabileceğin,temiz olan,gece soğuk ise kaloriferi olan üstü kapalı ve uygun fiyatta olan mekandır.kaldığımız yerde bunu sağladı zaten.peri cave otel: http://www.pericavehotel.com/
müzekart çok önemli.yok ise batarsınız.gezimiz boyunca 1 kişi 80 liralık müzeye müze kart sayesinde bedava girdi.müze karta nasıl sahip olursunuz artık bunu da yazmayayım.her yerden alabilirsiniz.20 lira.
bölge aktiviteleri:Göreme'de her türlü aktivite yapacak firma bulmak mümkün. atv safari,at safari,yürüyüş,balon gezisi her şey var.hemen belirteyim balonları biz ancak fotoğraflayabildik.zira ziyadesiyle pahalıydı.
Biz yürüyüş ile ilgilendiğimiz için diğer aktiviteleri kendiniz araştırırsınız artık.Yürüyüş rotaları çok belirgin,kolay kolay kaybolmazsınız.biz iki kişi günde ortalama 6 saat yürüdük.yöre halkı bu konuda çok yardımcı oluyor.eğer tedirgin bir yapınız var ise yerel rehberde bulabilirsiniz.
akşamları:ürgüp,göreme akşamlarında bi eksiklik vardı.şarabıylada ün yapan bu bölgede şarap içip sohbet edebileceğiz pek alternatif yok.bozcaada'yı bilen bilir.her köşe başında her keseye uygun şarap satan mekanlar vardır.biraz ona benzer yerler aradık.girdiğiniz her mekanda her türlü içkiyi bulabilirsiniz bi sorun yok o konuda da yılın her mevsimi sezon olan bi yörede alternatif yerler açısından biraz kısır gördüm.belkide kriz onları erken vurdu,belki de çoğunluk turla geldiğinden tur firmaları farklı yerlere yönlendiriyor insanları.
açıkçası bizim şaraplar şöyle iyi böyle iyi diyen yörede,mahsen havasını yakalamış,tatlı bi müzik eşliğinde yemek yemesenizde şarabınızı yudumlayacağınız,makul fiyatlarıyla 3 akşamınızıda burada rahat rahat geçireceğiniz bi mekan eksikliğini hissettim.aradımda üstelik.eminimde vardır.ama biz bulamadık.onun yerine çok sıcak bi mekan bulduk.ottoman kitchen yöresel yemekleri canlandırmaya çalışan çok samimi çalışanları olan bir mekan.her akşam oradaydık.
1.gün:Kızıl vadi,Pembe vadi,Göreme açık hava müzesi,Çavuşin,Kızıl çukur,Çavuşin,Uçhisar...
ortahisar ve uçhisar görmeye değer.kızıl vadi,Pembe vadi,açıkhava müzesi,çavuşin bölgesini ve adını hatırlayamadığım diğer vadilerini hep yürüdük.havası çok kuru.bölgenin yapısı,tarihi yerleri ile ilgili bilgi vermeyeceğim zira internette fazlasıyla bulabilirsiniz.parkur çok kolay.öncesinde biraz yürümüş olan herkes çok rahatlıkla tamamlar.zaten bir çok noktadan kestirme çıkışlar var.biz yaklaşık 10 saatlik bir yolculuk sonrasında 10 saatimizi bu vadilerde geçirmişiz farkında olmadan.o kadar büyüleyici.
eğer Göreme'de kalıyorsanız hiçbir vasıtaya gerek duymadan parkuru bitirebilirsiniz.zira gezilerde araba başa bela bile oluyor.çünkü sonunda ne yapıp ne edip arabanıza ulaşmak zorundasınız.

fotoğraflar umarım oradaki atmosferi biraz olsun hissettirir.


























2.gün:Kaymaklı yeraltı şehri,Derinkuyu yeraltı şehri,Ihlara vadisi,Turasan Şarap Fabrikası...
hepsi için araba gerekir.Ürgüp Nevşehir yolu üzerinde önce Kaymaklıyı sonra Derinkuyuyu gezebilirsiniz.Kaymaklı yeraltı şehri hayatımda girdiğim ilk yeraltı şehriydi.çok etkilendim.yeraltı şehirlerinin dar ve alçak tünelleri,geçitleri var.kaymaklı'da biraz daha geniş.
Derinkuyu için tavsiyem eğer önünüzde arkanızda kalabalık grup var ise bekleyin onlar gezsin siz sonra gezin.zira o kadar dar yerlerde kalabalık biraz bunaltabiliyor.ben Derinkuyu'yu bitiremeden çıktım.okul gezisine gelen enerjik gençler zaten dar olan koridorları daha bi dar ettiler.sanırım müze gezmeyi,toplu olarak aktivite yapmayı falan bizim ergenler hiçbir zaman öğrenemeyecek.sürekli bi bakın biz buradayız diye dikkat çekme çabası ve akabinde gürültüleri var.çevreyi ne kadar rahatsız edersek varlığımızı o kadar ispat ederiz modeli.ergenlik işte.
kaymaklı yeraltı şehri yada özkonak yeraltı şehri çıkışında köylü kadınların yaptığı bebeklerden alın bence.harika işlemeli fistanlarıyla çocukluğumun kitaplarındaki anadolu kadını resimlerini anımsattılar bana.
Ihlara,Ihlara,Ihlara aşkım Ihlara.çocukluğumun coğrafya derslerinin vazgeçilmez vadi örneğidir Ihlara.iki tarafınız kaya,kaya demek biraz kaba bile kaçıyor.
iki tarafınız kayalara oyulmuş kiliseler,altlarında yem yeşil doğa,tam ortada melendiz.kuş,sesleri,ibibikler,bülbüller,kartallar,leylekler,atlar...parkur 14km diye öğrenmiştim.yöre halkı 10km dedi.ıhlaradan girişte baya bi kalabalık gruplarla yürüyorsunuz.hoşur teyzelerden okul çocuklarına kadar bi güruh var.ama hepsi vadinin ortası sayılabilecek belisırma denen yerde kopuyor.kimi yemek yiyor,kimi yürüyüşü tamamlıyor.ilerisinde ise sadece üstte belirttiklerim ve sizi.
içindeymişik yeşilmişik sazmışık...
parkur çok belirgin.biz ilk etabı kalabalıktan uzaklaşalım diye biraz aceleyle geçtik.sonrasında ise yemek molası ve fotoğraf molalarıyla yaklaşık 4 saatte bitirdik.sonunda selime'ye varıyorsunuz.
eğer arabanızla gittiyseniz arabanızı Ihlara girişinde bırakın.Selime'ye yürüyün.orada bulunan Çatak kır lokantasından Ihlara'ya arabanıza dönmek için araç tutabilirsiniz.20-25 liraya bu dönüşün maliyeti.
ciğerlerinizde kır havası,ayaklarınızda tatlı bi yorgunluk,yüreğinizdeki huzur bu günün kazancı olacak.
dönüşte Ürgüp Turasan'dan şarabınızı almayı unutmayın.tadımda yapabileceğiniz fabrikadan mutlu mutlu otelin yolunu tutabilirsiniz.
3.gün:zemi vadisi,gomeda vadisi,sinesos (mustafapaşa),zelve,paşabağı,özkonak yeraltı şehri,gülşehir ve kızıl çukurda gün batışı...
bugün son gün ve gezilecek çok yer var.
zemi vadisi ile başlıyoruz.göreme açık hava müzesi yolu üzerinde.göreme'de konaklıyorsanız arabayla gitmenize gerek yok.rotası belli.5,6 km. uzunluğunda vadi yürüyüşü.açıkçası yapılacak görülecek o kadar çok yer kalmışken zemi biraz vakit kaybı oldu.ama buna diğer yerleri görünce karar verdik.aklımda benim hep gomeda vadisi,sinesos vardı.1 saat gidiş bir saat dönüş yetti bize zemide.vadinin sonuna kadar gitmedik.


mustafapaşa (sinesos) Ürgüp'ün güney çıkışından çıkınca çok yakında.eski bir rum köyü.zaten kendinizi içanadolu değilde egede hissedeceksiniz.dönüşte burada çay içmeye karar verdik ve gomeda vadisine doğru yola koyulduk.
mustafapaşa (sinesos)-gomeda birbirine çok yakın.bir dağın ucundan vadi içine girişiniz var.tatlı su geçişleriyle dolu patikası size huzur veriyor.aracımız dağ ucunda olduğundan sonuna kadar gidemeyeceğiz.1 saat gidiş 1 saat dönüş diye karar verdik.gomeda beni çok etkiledi.harabeleri,kiliseleri,güvercinleri var.
gomeda diye bir filmde varmış diye duymuştum ki dönünce araştırdım türk korku filmiymiş.iyiki gitmeden seyretmemişim.söz verdiğimiz gibi sinesos'da çay molası verdik.
sırada zelve.3 vadiden oluşan zelve bolca turisti ağırlıyor.eğer siz 'ben tek başıma ıssızda yürüyemem' diyorsanız zelve tam size göre.600-800 m lik vadi içinde ufak yürüyüşler yapabilirsiniz.müze ve ören yerlerinin hala yaz uygulamasına geçmediğini düşününce biraz hızlı geçtik zelve'yi.


zelve dışına çıktığımızda haritada nereye gitsek telaşımızı gören bi abi bize paşabağı'nı mutlaka görmemizi söyledi.abi hasbelkader okuyorsan teşekkür ederim.zira paşabağ tipik çocukluğumuzdan beri bildiğimiz peribacalarını çok ve yakından göreceğimiz bi mekan.burasıda turistden nasibini almış.tüm tur otobüslerinin uğrak yeri olmuş.harika fotoğraflar çekebilirsiniz.


paşabağından sonra vakit yetmeyeceğinden özkonak yeraltı şehri yada gülşehir arasında karar vermek zorunda kaldık ve özkonak yeraltı şehrine karar verdik..
avanos üzerinden gidilen özkonağa geldiğimizde saat 17:15 di.görevli bizi içeri almak istemedi.zar zor ikna edip hayatımızın en hızlı gezisini yaptık.7 dakikada çok dar ve alçak yeraltı şehrini gezdik.burasıda kaymaklı yeraltı şehrinden sonra vakit kaybıymış.
şimdi ver elini kızıl çukur ve güneşin batışı.kızıl çukur seyir tepesininde olduğu girişinde bi abinin 3 liraya bilet kestiği,ilk gün gezdiğimiz vadilerin tepelerinde bi nokta.şarabımızı açtık,elmaları soyduk,biraz peynir ve çerezle konumumuzu aldık beklemeye başladık.herkes,şarabını alan,sevgilisini kapan buradaydı.adeta bir ayin gibiydi.hatta güneş batarken görevli jandarmalar bile donup kaldılar.acele ederseniz ve makinanız müsait ise harika fotoğraflar alabilirsiniz.


eğer bu bölgeye geldiyseniz ve güneşin doğuşunu hep kaçırıyorsanız,kesinlikle güneşin batışını an an izleyeceğiniz kızılçukur'a şarabınızı alıp gitmemişseniz çok çok şey kaçırmışsınız demektir.
Kızıl çukur'da güneşin batışını syrederken bilin ki sizi sarhoş eden sadece içtiğiniz şarap olmayacak...
notlar:
kapadokya gezisi olmazsa olmazları:
-Ihlara vadisi,
-kızıl vadi,pembe vadi bölgesi yürüyüşü,
-kızılçukur güneşin batışı,
-gomeda vadisi yürüyüşü,
-paşabağ,
-zelve,
-turasan şarapları,
-yeni türkü
-yeni türkü
-yeni türkü
yanınıza mutlaka alın:
-karayolları ve bölge haritası
-müzekart
-tirbüşon
-fotoğraf makinası
-fener

Öne Çıkan Yayın

Ata Topraklarında Kiraz Toplamak 4-5 Temmuz 09

Fotoğraflar   Köyümün lokomotif ürünü kirazdır.her yıl haziranın son haftası yada temmuzun ilk haftalarında başlayan kiraz toplama faaliyet...

sayaç

İzleyiciler

Etiketler

Reklam