9 Mayıs 2011 Pazartesi

Düzce Yaylası Kampı 07-08 Mayıs 11

yılın ilk kampını DÜZCE'de yaptık.bu kampın benim için farklı bir yanı da 20 yıl evvelki lise arkadaşlarımında bize katılmış olmasıydı.eski yeni dostlarla sabah hareket etmeye sabredemeden gece çıkış kararı aldık.iyi de oldu.haftasonu kamplarında sabah hareket olursa en erken 09:00 gibi kamp alanına varılıyor.kahvaltı falan derken gün baya heba oluyor.gece çıkışlarıyla hem araçta dinlenmiş hem de ertesi güne bir çok şeyi yapmak için zaman kazanmış oluyoruz.
bu gezi güncesini yazarken,bize rehberlik yapmış olan TAMZARA'dan ŞENER'in,tur sonunda bize gönderdiği teşekkür mailinden ufak kopyalar almaya karar vermiştim.fakat baktım ki ŞENER bizim kampı gayet de güzel anlatmış.o yüzden onun yazısını ufak kopyalarla aktarmak yerini tamamını ona bırakmayı daha uygun gördüm.
benim kamp için söyleyebileceğim tek şey dostlarla,doğada olmanın insana ne kadar çok can kattığla ilgili şeyler.bunu da çok dillendirmeye gerek yok.zira bu yazıyla ilgilenmek aynı zamanda bu işlerle ilgilenmek anlamına geldiğinden gayrisi kendini aşmak olacaktır.
ne demiş TAMZARA'dan Şener arkadaş şimdi ona bakalım.
Cuma gecesi 02.00 sularında DÜZCE GÖLYAKA'ya bağlı BALIKLI YAYLASI'nda gerçekleştireceğimiz Kamp Turumuz için yollara düştük. Meteorolojinin hafta boyunca sağanak yağışlı olacağı anonsları 'acaba ıslanacak mıyız?' sorusu yol boyunca kafamızda dolandı durdu.

DÜZCE'ye yaklaştığımızda şafak sökmüştü. Her yanımız yeşildi artık. Hedefimizdeki yaylaya yoğun orman kaplı yollardan ilerledik. Derken ilk kar kütleleriyle karşılaştık. Kısa bir süre sonra kar kütleleri geçit vermez oldu. Bunun üzerine yönümüzü yürüyüş planladığımız diğer iki yaylaya çevirdik. Biri kar, diğeri heyelan yüzünden geçit vermedi. 1300 - 1400 metre yüksekliğinde kamp kurma ihtimalimiz kalmayınca daha aşağılara yöneldik. Böylece B planı olarak elimizde tuttuğumuz GÜZELDERE MESİRE ALANI yeni kamp alanımız oldu.
Brunch'a dönen kahvaltının ardından katılımcılarımızla dinlenmeye çekildik. Saat 15.00 sularında isteyen katılımcılarımızla iki saatlik bir gezi yaparak çevreyi keşfe cıktı.
Bu gezimizi tamamlayıp akşam yemeği hazırlıkları için Kampımıza döndük. Taze çayımız bizi bekliyordu. Bir taraftan çayımızı yudumlarken bir taraftanda elbirliğiyle yemeğimizi hazırladık.
Keyifli bir mangal partisiyle başlayıp daha sonrasında keyfe keyif katan açık ateşin başındaki sohbet; kadehler, közde patatesler eşliğinde gece yarısına kadar devam etti.
Bu arada hep birlikte söylenen şarkı ve türküleri de unutmamak lazım :))
Kalkış sabah 09.00 olmasına rağmen erken kalkan katılımcılarımız çayı demleyip kahvaltıyı hazırlamaya başlamıştı bile...
Uzun senelerdir bizlerle birlikte olan dostlarımızın yanında yeni katılan arkadaşlarımız da çok kısa sürede kaynaşmış ve tam bir ekip ruhuyla hareket etmeye başlamışlardı. Klasik kamp kahvaltısının dışında odun ateşinde kızartılmış ekmeklere omlette eşlik etti.
Elbirliğiyle kampımızı topladıktan sonra GÜZELDERE ŞELALE'sine doğru dönüş yürüyüşümüz başladı.
Derenin yükselmiş olması, dere yatağındaki patikayı yürünemez hale getirmişti. Bunun için farklı bir patikadan EFLANİ GÖLÜ'ne doğru rahat ve keyifli bir yürüyüşe başladık.
Yürüyüşümüzün en keyifli anları göle yaklaştıkça görülmeye değer manzaraydı. Aracımızla buluşup EFLANİ GÖLÜ'nde kısa bir molanın ardından dönüş yolculuğuna başladık.
Bir ara ACARLAR LONGOZU'nu planımıza alsak da yolun uzunluğundan dolayı vazgeçmek durumunda kaldık. Ama sözümüz söz en kısa sürede aynı grup için bir LONGOZ gezisi organize edeceğiz.
Bir gezimizi de yeni yerler görmenin ve iki günlüğüne de olsa doğanın içerisinde geçirmenin keyfiyle tamamladığımızı düşünüyoruz.
Kampımız süresince paylaşımlarını eksik etmeyen tüm katılımcılarımıza teşekkürlerimiz sunar ve hatalarımız için bir kez daha özür dileriz.
Yeni keşiflerde görüşmek dileğiyle, iyi günler.

Şener Kalemci
TAMZARA TUR'dan rehberimiz ve arkadaşımız ŞENER KALEMCİ arkadaşımıza bu yazı ve kamp boyunca bize katlandığı yetmezmiş gibi keyiflere keyif katmasından dolayı teşekkürler.

28 Mart 2011 Pazartesi

İzmir 26-27 Mart 11


Fotoğraflar
Pegasus'dan kazandığımız biletlerin sonuncusunu İZMİR için kullandık.İZMİR'li arkadaşlarımız Murat,Ezgi ve kızları Dila'da çağrımıza evet diyip bizimle geldiler.İZMİR'i İZMİR'li ile gezeceğiz.ben okul yıllarımdan İZMİR'e aşinayım.fakat o yıllardan bu yıllara hem bende hem İZMİR'de çok değişiklik oldu.
2 gündüzümüz,vardığımız geceyi de değerlendirebilirsek 1,5 gecemiz var.çocuğu anneannesine teslim edip kendimizi ALSANCAK sokaklarına atmayı planlıyoruz.
Pegasus istanbuldan yaklaşık 50 dakika rotarlı kalktı ama 25 dakikada da İZMİR'e indi.hatta 1 kere pisti pas geçti havada da 2 tur attı.play station oynar gibiydi.
uçaktan inerken kalan 3-5 yolcudan biriydim.bir yolcu kaptanı tebrik ediyordu.kaptan'da ona 'bakın 45 dakika geç kalktım ama 20 dakikada İZMİR'e getirdim' diye övünüyordu. uçaktan korkan ben tövbeler tövbesi diyerek uçaktan ayrıldım.
cuma saat 24:00 gibi minik Dila'yı uyur vaziyette anneannesine emanet edip GAZİEMİR'den ALSANCAK'a doğru yola çıktık.
ALSANCAK cıvıl cıvıldı.Taksim'de aynı saatlerde olan tekinsizliğe rağmen ALSANCAK'da huzur en üst sevideydi.
İZMİR'in yeme turizmi yapacaksanız yelpazesi çok geniş.biz Dilayı uyutma operasyonundayken, GAZİEMİR'in camisinin yanında bulunan seyyar KOKOREÇçiden,Ahmet ve Murat ziyafet çekerek 'hadi hoşgeldik İZMİR' demişler bile.yarım emek KOKOREÇ 12 TL./2 adet
bende KIBRIS ŞEHİTLERİ caddesinden hemen BOYOZumu kaptım.biraz bayattı ama bu tarz besinler tam benlik.daha yiyecek çok şey olduğundan yumurtasız yedim.1TL./2 adet
KORDON BOYU'nda ÖMERAĞA 1910 diye bir mekanda alkol açılışımızı yaptık.mekan saat 01:00 gibi kapandığından hesabı ödeyip kalktık.30TL
Tekrar KIBRIS ŞEHİTLERİ'nde turlarken bir KOKOREÇ daha yiyelim dedik.meşhurluklarıyla övünen mekanların birine rast gele girdik.KOKOREÇin memleketinde ne kadar kötü KOKOREÇ yiyebiliriz ki.Üstelik İstanbul'daki kokoreççilerin üçkağıtlarını bildikten sonra.YENİDOĞAN KOKOREÇ'de 3 kokoreç 18 TL
yemekten biraz şişince sıra yine alkole geldi.mekanlardan mekan beğenmek oldukça zor.cıvıl cıvıl koca sokakta yaş ortalamasını biz yükselttik.koca sokakta taş çatlasak 10 kişi 30 yaş üstüdür.LUNA BLUE diye mekanda ancak oturacak bir yer bulduk.4 bira 29 TL.
saat 03:30 olmuş sokaktaki insanların hala eve gidesi yok.uykusuzuz.yarınki İZMİR şehir gezimiz ve ertesi günkü Dila bebeğin enerjisine eşlik edebilmek için 04:00'de eve vardık.
arkadaşlarla yaptığımız kasa yöntemine göre 1.gece harcamamız 100 TL.
Cumartesi sabahı güneşiyle birlikte,Ezgi'nin konuk sever ailesiyle kahvaltı yaptık.Dila hareketleri ve laflarıyla yine bombaladı ortamı.bugün Dila'yı anneannesi ve dedesiyle bırakıp şehir turu yapacağız.akşam Murat'ın annesinde Dila ile buluşacağız.kahvaltıdan sonra belediye otobüsüyle ilk durağımız KONAK.
KONAK MEYDAN'da biraz bakındık.sonra KEMERALTI girişindeki sayısalcıdan sayısal loto oynadık.KEMERALTI öğrencilik yıllarımdaki en uğrak yerimdi.ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz en ucuz mekanlar burada.o zamanlar KEMERALTI'nda 1 öğrenciler,2 askerler,3 nişan düğün alışverişi yapan dünürler vardı.pek bir şey değişmemiş.severim ben böyle yerleri.kalabalığa kaptırıp kendimi,havayı koklarım.
ara sokaklarından balık haline girdik.fiyatlar şok etti bizi.İSTANBUL'da morarmış balıkların fiyatına burada tap taze ve İSTANBUL'dakinden daha büyük balıklar var.içimiz gitti.hani bozulma sorunu olmasa alıp İSTANBUL'a getirirdim.
kuşçuların olduğu sokaktan turşu suyu içtik.burasıda öğrenciyken müdavimi olduğum yerlerden. 3 tane turşu suyu 3 TL.
Ezgi ve Murat'ın yıllardır dillerinden düşürmediği SÖĞÜŞ olayını denemeye karar verdik.ben de ilk defa sakatatı soğuk yiyeceğim.ama ne SÖĞÜŞTÜ.neden kahvaltıyı bu kadar bomba yaptım ki.dürüm yapılan sSÖĞÜŞÜN içinde dil,beyin,yanak,kelle,paça var.oldukça büyük ve doyurucu.böyle bir tat yok. 16TL./2 adet
kahvecilerden hediyelik SAKIZLI KAHVE aldık.
KIZLARAĞASI kahvesinde de Türk kahvesi içtik.öğrencilik yıllarımda para kısıtlı olduğundan bu mekanları bilirdim ama doya doya gezmişliğim,alış-veriş yapmışlığım yoktu.ne ararsan var.kıyafet,gümüş,hediyelik eşya.



zaman,rota ve mekan ayarlarını Murat yaptığından,KORDON'a yürüyüp,KORDON'da bira içmeye sıra geldi.KORDON'a giderken öğrencilik yıllarımda eylemlerde buluşma ve yürüyüş başlangıç yeri olan eski BALIK HALİnin yeni halini gördüm.zengin markaların olduğu alış-veriş mekanı olmuş.içi çok kötü değildi ama daha güzel bir yer mesela müze yada tiyatro olmasını isterdim.
KORDON çok güzeldi.tam bir rahatlık hissi uyandırıyor.istediğin yere otur iç,gitar çal,sohbet et mekanı.kimse kimseye ilişmiyor.bizde biraları alıp biraz dinlendik.
akşama doğru İZMİR denince ilk akla gelen gıdalardan olan ÇÖP ŞİŞ yemeye karar verdik.Murat ÇÖP ŞİŞ için zengin mekanı TOPÇU'yu önerdi.o da burada yemek için çok istekli değildi.yakınlarda başka mekan bulamamaktan ve ismi olduğundan mekana daldık.
arkadaşlar ellerini yıkamaya gittiğinde garson menüyü getirdi.menüye bir bakayım dedim ki menüde fiyatlar yazmıyor.80 çeşit şey var ama fiyat yok.garsona 'neden bunlarda fiyat yazmıyor' dedim.'pazartesi yeni menü gelecek.siz istediklerinizi bana sorun ben söyleyeyim' dedi.eski bayat numara.'olur mu kardeşim ne saçma iş bu böyle' diye tepki verdim.kılık kıyafetime bakan garsonda beni hiç iplemedi zaten.normalde böyle bir durumda kalkıp gideriz ama arkadaşları örgütleyip,kalkma eylemi yapacak zamanım olmadığından oturup TOPÇU'nun ÇÖP ŞİŞİNİN tadına baktık.
yanında gelen hafif yağda öldürülmüş soğan lezzetliydi.ÇÖP ŞİŞ'de olması gerektiği gibiydi.mekana gıcık kaptığımdan pek övesim yok açıkçası.36TL.
Akşam Murat'ın annesinin evine gitmek için ALSANCAK iskelesinden KARŞIYAKA'ya geçtik. KARŞIYAKA'ya öğrenciyken biri gece yarısı olmak üzere 2 kere gelmiştim.bence eski popülerliği kalmamış gibi.artık her yerde bulabileceğiniz trafiğe kapalı bir cadde ve bol kalabalık ikilisinden ibaret.ben burada 1 BOYOZ ve 1 ÇİĞKÖFTE yedim.biraz turlayıp otobüse binip eve gittik.
Murat'ların terasında tüm İZMİR ayaklarımızın altında sohbet ettik.
Sabah Murat'ın kardeşinin CALISTA adlı cafesinde  kahvaltıya gittik tüm aile.yolu düşenlere,oralarda oturanlara farklı bir alternatif sunuyor cafe.
benim öğrencilik yıllarımda efsane olan metro,tren karışımı vasıta ile BAYRAKLI'dan GAZİEMİR'e 15 dak. gibi kısa zamanda vardık.
Dila'yı anneannesine emanet edip EFES'e doğru yola çıktık.
ilk durağımız EFES.ben ilk defa gidiyorum EFES'e.biraz dökmanımda var.
EFES'i anlatmaya gerek yok.gitmeden büyüsünü anlayamayacağınız kadar etkileyici.2 saatlik EFES turundan sonra YEDIUYUYANLAR'daki kıl çadırlarda klasikleşen gözleme ayran molası verdik.16 TL.
SELÇUK'daki müzede EFES kadar etkileyiciydi.müze çok dolu ve sergileme tarzlarıyla bir çok müzeye örnek olacak cinsten.buradan ARTEMİS heykelciği ve bir EFES bez poşeti aldım.
bugün programa bir de ŞİRİNCE sıkıştırdık.ŞİRİNCE günlerden pazar olmasından dolayı kalabalıktı.
biz hemen soluğu ARTEMİS ŞARAPÇIKLIK'ta aldık.
ben meyve aromalı şarapları pek sevmediğimden ağzıma uygun bir üzüm şarabını tercih ettim.ARTEMİS ŞARAPÇILIK'da  sunum,misafirperverlik çok iyi.standdaki görevliyle sohbet ettik.
ŞARAPları alıp ŞİRİNCE kalabalığına dalarak tepelere çıktık.tüm ŞİRİNCE ayaklar altında.
niyetimiz 1 şişe ŞARABI bu manzara eşliğinde bitirmek akşam yemeğinde TİRE KÖFTESİ yemek için TİRE'ye geçmek,oradan da minik Dila'yı alıp dönüş için havaalanına gitmekti.fakat manzara,çayır çimen ve ŞARAP o kadar güzeldi ki TİRE KÖFTESİ'ni oy birliğiyle geçip onun yerine bir şişe daha şarap içip MİDYE yemeğe karar verdik.
arada 1 şişe daha ŞARAP içtik mi hatırlamıyorum.tek hatırladığım alkol alamayan şöför Murat'ın 'haydi arkadaşlar sizi buradan sürüyerek götüremeyeceğime göre ufaktan yol alalım' lafıdır.kasa da kalan son parayla MİDYECİ ile pazarlık yapıp biraz daha MİDYE yiyip GAZİEMİR'e doğru tola çıktık.
GAZİEMİR'de Ahmet ve Murat'ın cami önündeki KOKOREÇçisinden yarımşar ekmek KOKOREÇ yedik.harikaydı,süperdi,mükemmeldi.
eve vardığımızda hepimiz kıpkırmızı hafif de çakırkeyiftik.
Ezgi'nin annesi bizim hiç bilmediğimizi düşünerek ETLİ YEŞİL ENGİNAR yapmış.onun da tadına bakmadan olmaz.ENGİNARLAR harikaydı.kuzu etini de bir sebzede hiç düşünemeyen bendeniz bu tada bayıldım.keşke bu kadar alkollü ve tok olmasaydım diye kızdım kendime.ama bir daha yapma sözü verdi bize.
Ezgi'nin babası bizi havaalanına bıraktı.rötarsızda kalkış yaptık.havadayken midem biraz bulanmaya başladı.hostesten kusma torbası istedim.fakat uçakta yoktu.sizi ön koltuğa alalım dedi.otobüslerdeki gibi.garibime gitti.bu laf biraz midemi sakinleştirse de indikten sonra otobüste mide bulantım tavan yaptı.tıklım tıklım olan otobüsün içinde gözüm sürekli şu koca,deri zengin bavuluna takıldı.hani kusacaksam bari bunun üzerine olmasın diye sabretmeye çalıştım.neyse ki otobüsü boş geçtim ama otobüsten inip de ana binaya girme sırasında artık dayanadım.gerisini yazmayayım.
İZMİR çok renki ve hareketli geçti.bir kez,bir kez,binkez gidilesi şehir.

Öne Çıkan Yayın

Ata Topraklarında Kiraz Toplamak 4-5 Temmuz 09

Fotoğraflar   Köyümün lokomotif ürünü kirazdır.her yıl haziranın son haftası yada temmuzun ilk haftalarında başlayan kiraz toplama faaliyet...

sayaç

İzleyiciler

Etiketler

Reklam