6 Temmuz 2009 Pazartesi

Ata Topraklarında Kiraz Toplamak 4-5 Temmuz 09


 Köyümün lokomotif ürünü kirazdır.her yıl haziranın son haftası yada temmuzun ilk haftalarında başlayan kiraz toplama faaliyeti kirazın çokluğuna göre 10-15 gün sürer.bu dönemde her yörenin hasat zamanının öncesinde,hasat anında ve sonrasında olduğu gibi çok şenliklidir ve tek konu kirazdır.

bu zamanda herkes köyde olur.yıllardan beri görmediğimiz akrabalarımızla görüşürüz.yani kiraz sadece topla sat ürün değil birleştirici,bütünleştiricidir de.eylül ayında elma toplanır.onda da aynı şeyler söz konusudur.

işte ata topraklarının bağlayıcılığıda buradan gelir.şimdi her akrabamın evinin olduğu bir yazlık tatil yeri düşünüyorum.sanırım hepimizin bir arada olabileceği bir zaman dilimi bulmak çok zor olurdu.yani yaz ayı boyunca izniniz ne zaman müsaitse o zaman giderdiniz ve şansınıza kim orada ise onlarla görüşürdünüz.ama konu toprak olunca işte durum öyle olmuyor.yazısı belli olmayan bir randevu defterine adınız geçmekte ve mevsimi geldimi sizi oralara çekmektedir.


her yerde konu aynıdır kiraz ilaçları,kirazı kaça sattın,ne kadar kiraz çıktı,işçi buldun mu?herkes arı gibidir.çalışır.köyümde düğünler falan bu zamanda olur.

bizim ufak kabilemizde kiraz bahçemizde bir araya geldi bu yıl.annem,babam,3 torunları,ablam ve eşim.


kiraz toplama konusunda pek faydamız olmadı.biz şehirlilerin dayanıklılığı onlar gibi olmuyor.aslında çözdüm neden onlar gibi toplayamadığımızı.giderken biz toplama motivasyonuyla değilde yeme ve İstanbul'a sevdiklerimize getirme motivasyonuyla gidiyoruz.sıra sıcakta,yaprakları göğe değmiş kiraz ağacını,yeni geline gerdanlık takar gibi nazik davranarak toplamaya gelince yamuluyoruz.yoksa günde 15 km. yaklaşık 15 kg. yükle dağlarda dolaşan biri mutlaka bir kaç kiraz ağacınıda temizlemesi gerekir.ama biz gerçekten çok verimsiz,ziyan haldeydik.


bari ufak kabilemize börek hizmeti yapalım dedik annemle.annem giydirdi şalvarı,taktırttı baş örtüsünü,oturttu sıcak sacın başına beni.o açtı yufkayı,ben kıyma koyup pişirdim.annem bizim çekirdek kabileyi gözünde nasıl büyütmüşse artık,yaklaşık 15 yetişkinin tıka basa doyacağı kadar börek yaptık.
akrabalarımı görmek,ata topraklarında İstanbul'daki dostlar için kiraz toplamak,yöre şivesini dinlemek,şalvar giymek güzeldi.






25 Mayıs 2009 Pazartesi

Red Bull Soapbox Race 24 Mayıs 09


fotoğraf çekmekle ilgili kabul görmüş kanılardan bir tanesi de pahalı bir uğraş olduğudur ve doğrudurda.fakat saçmada olsa biraz farklı açıdan baktığınızda uzun vadede ekonomik bile sayılabilir.o nasıl oluyor şöyle ki.eğer bir pazar günü gezecek,bi yerlere gidecek paranız yoksa İstanbul'da da ücretsiz bir etkinlik haberi aldıysanız,iyi fotoğraflar çıkabilir umuduyla alır makinanızı koşarsanız etkinliğe ve çok ekonomik şekilde eğlenirsiniz.güzel fotoğraflar da yanınıza kar kalır.şahsım gibi sizinde fotoğraf makinanız yok partnerinizin var ise daha da bi güzel.çekirdeğinize ortak yok,en irileri sadece size ait demektir.şimdi oo bunun yol parası vs. diyenler olacaktır.arkadaşlar şimdi onun hesabına girmeyelim yazı böyle başladı böyle akıyor diye yazdım.ama şimdi toparlayamıyorum işte anlayın.

neyse alternatif giriş şöyle olsun bari.

bu haftasonu paramız yoktu ve red bull soapbox race etkinliği ücretsiz bi şekilde maçka parkında kuzu gibi bizi bekliyordu.koştuk gittik.(evet böylesi daha başarılı oldu)

zihni sinir yaratıcılığıyla hazırlanmış 50'den fazla arabanın hepsi birbirinden güzel ve eğlenceliydi.bulunduğum konumdan her arabayı sadece 4-5 sn. görebilmeme rağmen gözümü doyuracak kadar tatmin oldum,güldüm.

sonradan bu seyire eşlik eden arkadaşımla beraber ne kadar 2 paket çekirdek yediğimi inkar etsemde bugün suratımda beliren sivilceler yediğim çekirdeğin miktarı konusunda bana hiçde iyi şeyler söylemiyor.
seneyede kaçırmamaya çalışacağımız bu etkinlikte aslında yazılacak değil görülecek çok şey var.o yüzden fotoğraflara bi göz atmanızı tavsiye ederim. inanın görseller yazı kadar vasat değil.

17 Mayıs 2009 Pazar

Sultanpınar Yaylası Yürüyüşü 16 mayıs 09


Fotoğraflar

Koskoca İstanbul'da cumartesi yürüyüş yapacak 15 kişi bulmak ne kadar da zormuş.bahar geçiyor,'dur düşüneyim','nasıl olur bilmem ki','ayy bu haftasonu da indirimli mağazaları gezecektim' deyip de zaman kazanmaya çalışmak anlamsız.

günlük yürüyüşlere gitmeyenlerin bilemediği bir şey var.her yer,her zaman aynı havada değildir.doğada mevsim geçişlerinde görecekleriniz sizi düşündüğünüzden daha çok etkiler.sıcak günlerde sadece bitki örtüsü değil sizde kavrulabilir ve yürüdükçe ızdırap çekebilirsiniz.hiç yürümemiş arkadaşlar, ilkbahar veya sonbaharda yürüyüşe başlarlarsa daha çok zevk alırlar ve sonrasında hangi mevsim yürüdüğünün bi önemi kalmayacak kıvama gelirler.buda benim naçizane tespitimdir.

yürüyüş ve kamp yazılarımda hep belirttiğim gibi doğa yürüyüşlerinde TAMZARA TUR ilk tercihimizdir.bu işi profesyonel yaparlar,samimi ve yardım severdirler.donanımları tamdır.herkese de tavsiye ederim.başka bir firmaya ancak o hafta müsait değillerse yöneliriz.

cumartesi yürüyüş yapacak insan sayısıda az olduğundan yürüyüş grubu oluşturmak çok zor oldu.neyse ki yürüyüş çağrıma 7 cesur arkadaşım cevap verdi.hepsine öpücükler.

Sultanpınar yaylası, Sakarya/Akyazı/Dokurcun civarında.bölgede çok sayıda yayla yerleşimi var.yaylalara yaz aylarında hayvanlarını otlatmaya geliyorlar.şehirli insanın yazlık mantığı gibi ama çok daha sağlıklısı.
rakım 1250 m. civarlarında.yürüdükçe bitki örtüsü çok çeşitli oyunlar yapıyor.saki yeşil bir halı serilmiş gibi tatlı tepeleri aşıyorsunuz.her tepe ayrı bi çiçekle bezenmiş.her renk çiçek var.sağınız solunuz orman.ağaç çeşitliliğinden kadifemsi tonlar içinizi açıyor.kekik ve çiçek kokuları ilk duyulduktan sonra hafif başağrısı bile yapabilir.yürürken Kaçkarlar'da daha çok hissedeceğiniz huzura kapılıyorsunuz.
enerjiniz her yerinizden fışkıracak gibi oluyor.gülümsemenize hakim olamaz,koşmak aynı zamanda çığlık atmak istersiniz.hepsini o anda yapın,yaptık da.
dereye uzaktan baktığınızda virajlı bi yola tepeden bakıyormuşsunuz hissi veriyor.adeta çizgi filmlerdeki yollar gibi.dere her yerden kıvrılıyor.içme suyu ilk başlarda sıkıntı gibi gözüksede sonrasında bolca çeşme bulabilirsiniz.şapka bu yürüyüşün yanınızda mutlaka bulundur köşesinin ilk maddesi.açık çimenliklerden tepeleri aşıyorsunuz.ara ara orman içlerine dalınıyor ama güneşli bi günde iseniz güneşin kötü etkilerinden korunmak için mutlaka bi şeyler kullanın.

karşılaştığımız yaylacılar belki o günkü rızkları olan ayranlarını hiç çekinmeden ve karşılık beklemeden bizlerle paylaşıyorlar.şaşırırsınız samimiyetlerine.

parkura gelince; zor değil.uzun şehir yürüyüşleri yapanlar rahatlıkla yapabilir.su geçişlerinin mesele edilecek bi yanı yok.toplamda yaklaşık 12-13km yürüyüş yapılıyor.daha uzatmak daha kısaltmak mümkün.
yürür,uçar canlılardan bahsedecek olursak,kuş sesleri gerçektende ovaya yayılıyormuş buna tanık olduk.keçi sürüleri ve arkadaşım eşek zaten yaylaların olmazsa olmaz sahipleri.

burası uzak diyarlarda değil.İstanbul'un dibinde.şehirler arası karayolu yolculuklarında çokça geçip gittiğiniz yerlerden sadece biri.gitmekde zor değil,yürümekte,yaşamakda...

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Hıdrellez Şenlikleri 05 mayıs 09


Ahırkapı'daki şenliklerle geçen yıl tanıştık.şenlik mi desem,karnaval mı bilemiyorum.sokak aralarında,otoparklarda her yerde Roman arkadaşların ezgileriyle dans ettik.adeta evlerine konuk olduk.evlerindeki buzdolaplarında o gün için soğutulmuş biralarını çerezlerini sattılar.hem onlara katkıda bulunduk hemde nefis bi akşam geçirdik.işte bu geçen seneydi.erindeki buzdolaplarında o gün için soğutulmuş biralarını çerezlerini sattılar.hem onlara katkıda bulunduk hemde nefis bi akşam geçirdik.işte bu geçen seneydi.ezlerini sattılar.hem onlara katkıda bulunduk hemde nefis bi akşam geçirdik.işte bu geçen seneydi.erindeki buzdolaplarında o gün için soğutulmuş biralarını çerezlerini sattılar.hem onlara katkıda bulunduk hemde nefis bi akşam geçirdik.işte bu geçen seneydi.erindeki buzdolaplarında o gün için soğutulmuş biralarını çerezlerini sattılar.hem onlara katkıda bulunduk hemde nefis bi akşam geçirdik.işte bu geçen seneydi.

bu sene belediye ve bi çok sponsorla tertip komitesi yeni bi yer bulmuş.deniz kenarında evet daha geniş bi yer ama bizim içimize hiç sinmedi burası.çünkü eski yerinde istediğiniz yerden girerdiniz sokağa,yeni yerinde ise ancak iki yerinden giriş çıkış yapabilirsiniz.bu ne demek ha diyince girip ha diyince çıkamaz,bira çerez almaya üşenir ve alan içindeki yerlerden alış veriş yapmak zorunda kalırsınız demek.peki bu ne demek?
1-şenlik formatı olan kuponlardan almak için önce uzun bir kuyruğa girmek,

2-tekrar tekrar aynı sıraya girmemek için cebinizde ne kadar para varsa hepsiyle kupon almak,

3-önceden belirlenmiş,kiralanmış,kirası ödemiş yerlerde tekrar uzun uzun kuyruklara girip bira,çerez yada tatlı almak,

4-onların belirlediği yerlerden alışveriş etmek,

5-gece sonunda elinde bir sürü kupon kalması yada kuponları paraya çevirmek için tekrar aynı kuyruklara girmek

6-sokak sakini olan Roman arkadaşlardan uzaklaşmak,hıdrellezin gerçek sahipleriyle iletişimde bulunamamak demek.
bunlar bizi ilk rahatsız eden şeylerdi.
artık bizde yaşlı hoşur teyzeler,burnu etli göbekli amcalar gibi nerede o eski hıdrellezler mi diyeceğiz acaba.müzikler çok dağınık yerlerde ve neşesizdi.sanki Roman arkadaşların ağırlığı yok da başka organizasyonlar vardı.evet geçen sene ki gruplar yine çıktı.ona bi lafım yok.ama eski havası yoktu işte.daha niye tumturaklı laflar edeyim ki.havai fişekler bile cansız kısa kısa patladı.

güzel olan şeylere gelince 1 madde çıktı sadece.

1-öğrenci arkadaşların katkılarıyla hazırlana dilek ağacı ve diğer olaylar çok etkileyiciydi.hepsini de tebrik ederim.

yeni yerinde farklı bi rant yok da eski yeri küçük geldiğinden mi buraya taşındı yoksa oradaki oteller mi istemedi hatta eski yerinde bir daha olur mu bilmiyorum.ama nerede eski hıdrellez şenlikleri diyorum da başka bir şey demiyorum.
merak edenler için kağıtlar dolusu dilek çizdim bağladım,evimin önündeki gül ağacının altına para koydum,para astım,karınca toprağını sardım cüzdanıma koydum.ne duyduysam yaptım.umarım tüm iyi dilekler gerçekleşir.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Safranbolu Amasra gezisi 01-03-mayıs 09

Nihayet 1 mayıs'da tatil oldu.işçi,emekçi yıllardan beri süren haklı mücadelesi sonucunda bayramına kavuştu.bizim için bir çok şart elverince bu tatili de kullanmak kaçınılmaz oldu.
Beypazarı,İznik-Cumalıkızık,Safranbolu-Amasra arasında çok kararsızlıklar yaşadık.
2007 yılında Kastamonu Küre Dağı yürüyüşünden sonra yaklaşık 2 saatliğine uğradığımız Safranbolu'nun tadı damağımızda kalmıştı.Amasra'da görülecek yerlerden biriydi.gerek km.si,gerek kalacak yer bulma olanağı,gerekse zaman açısından Safranbolu galip çıktı.
1-SAFRANBOLU
Safranbolu Safranbolu tek bir cümle söyle derseniz 'keşke hayallerimde kalsaydın Safranbolu'.hayal kırıklığı mı? evet hayal kırıklığıydı.
ister istemez Safranbolu'yu yapılarını ve tarzını çok benzettiğim Beypazarı ile kıyaslıyorum.Beypazarı Safranbolu'nun daha 20 yıl gerisinde.el değmemiş,samimi.daha kendini turizm ve ticaret konusunda uzman sanan uyanık işletmecilerin el atmadığı,hala köylü insanların kestiği makarnaları samimiyetle sattığı bir yer.konum olarakda bu kadar dağınık değil.bozulmadan,tükenmeden gördüğüm için şanslıyım.
yıllar önce gitmiş ve havasına suyuna hayran olmuş insanlar okuyorsa onlardan af dilerim ama artık Safranbolu sizin bıraktığınız gibi değil.nereden başlıyayım anlatmaya;
oradaki güzel insanlardan çok çok özür dileyerek yazıyorum bunları.belki bi sürü masraf yapıp beğeninizin en alçak eşiğinde aşık oldunuz.belki gördüğünüz bu tarz ilk yerlerdendi.bende çok çok basit şeyler umarak gittim.ama yazacağım kusura bakmayın.
yapılar,mirasımız:
*ilk göze çarpan UNESCO dünya mirası listesinde olan bu güzel kentimizdeki antenler.her evde bi çanak var.

*muhteşem konaklar arasındaki betonarme apartmanlar bolca var.hatta bi konağa çıkma balkon yada teras bile yapılmış.
*bakımsızlıktan yıkılmış onlarca konak var.
bunlarla ilgili yöre halkıyla ve bi kaç kişiyle konuştuk.duyduklarımız üzüntümüzü kızgınlığa bile çevirecek ölçüdeydi.
çarşısı arastası esnafı:

*dar sokaklarında gezerken Tahtakale pazarında geziyormuşum gibiydi.Çin malı ne ararsan var.her yerden her şey sarkmış durumda.süzgeç,nihale aldığım semtimdeki Japon pazarı adı altındaki çin malı şeyler satan dükkanı aradı gözlerim.
*sürekli 'gel bizden al' tavırlarıyla gezenleri taciz eden esnafı var.gözünüz bi şeye mi takıldı hop hemen yanınızda bitiveren bir genç 'gel al,illa al almazsan darılırım' modeliyle satış yapmaya çalışıyor.terslesen kabalık,kibarca red etsen anlamaz.

*tutarsız fiyat politikası içinde yeme-içme mekanları.

*sabah gelir gelmez bir yere oturduk hatta o yerin adını da söyleyeyimde değerli dostlar bilsin.güneş saati çay ve dinlenme bahçesi.ismine şimdi dikkat ettimde çay bahçesi diyor.valla şaka gibi ciddi ciddi çay lafını etmişler.1 Türk kahvesi 2 çay istedik.Türk kahvesi az kahveliydi neyse takılmadık ama çaylar berbatdı.dün değil geçen sezondan kalma çayı güzelim esnaf arkadaş bize sundu.işte o anda bizede malzeme oldu.bu konuda yazacak çok şeyim var.
bir kere Türk halkına nescafenin en kalitesizini al en pahalısı gibi kakala.yurdum insanı anlamaya bilir hatta anlamamazlıktan gelir itiraz etmez içer.etin kalitesizinden döner yap birilerine satarsın.gel-geç müşterin olur.yahu kardeşim günde adam başı 1/2 ila 1 litre çay tüketen bu topluma çayı nasıl yutturacaksın.yutturmadı ama amacına ulaştı.
ikincisi sen bu zihniyetle mi tüm gün çay satacaksın.kahvaltı saatinde herkes bi şeyler yiyip çay içmeye geliyor sende taze çay yok.tüm gün böyle mi idare etmeyi planlıyorsun.

üçüncüsü hadi hazırlıksız bi şeyle karşılaştın.kardeşim su ısıtıcın varsa bir çay maksimum 15 dk. içinde içilecek kıvama sokabilirsin.müsade iste,oyala müşteriyi.
yıllar öncesinde turizme açılmış bi şehrimizde bu iyi bi şey mi şimdi.

bizim hikaye nasıl gelişti ona dönecek olursak.garsona 'bu çay akşamdan kalma sanırım çok kötü' dedik.o da bi şeyler yapacakmış edasıyla mutfağa gitti.sonrada sıvıştı ortamdan.bi muhatttap bulamadık.bi özür yok.çayları içmedik 20 lira verdim hesabı al dedim.bırak utanmayı terbiyesizliğe varan bi hareketle çayların parasını almışlar.yuh diyip çıktık.dumur oldum nutkum tutuldu.itiraz edecek takat kalmadı beynimde.çıkarken fiyatların yazıldığı tabeya baktığımda gördüm ki 2 lira yazan Türk kahvesi 3 lira diye karalama yazılmış.yani turistler gelecek diye bi zam söz konusu.

sonuç olarak noldu zavalla dürüst,iyi niyetli Safranbolu kaybetti.çay bahçesinden çıkarken (hala çay bahçesi diyorum :) )Safranbolu benim için bitmiştir,daha da Safranbolu'ya gelmem lafını bizde zikrettik.

bizler gezen insanlarız.bizim için İstanbul'dan uzaklaşmak ilk hedef.sonra keşif gelir.moralimizi bozamaz hiçbir olay.kötü şeyler ilk önce sinir bozar sonra bizde makara konusu olur.sonrada blog'da madara olur.eğer enerjim olursa gerekli yerlere şikayet etmeyede çalışırım bazen.

Safranbolu için güzel şeyler:
*Yorgancıoğlu konağında dinlenmek,
*Uygulama otelindeki gençler sayesinde kaliteli hizmet ve gerçek rakamlarla bi şeyler içmek,
*yerleşimin kaydığı yukarı safranbolu diye tanımlayacağım şehirden otantik,turistik safranbolu'na ara yollar ve kayon kıyısından yürümek,

*etrafında yeni yerler keşfetmek



Safranbolu Ulaşımı için:İstanbul-Safranbolu 410 km.ulaşım için özel aracınızı tercih edecekseniz Tem’den Bolu tünelini geçtikten sonra karşınıza çıkacak olan Gerede çıkışından çıktıktan yaklaşık 80 km sonra ulaşabilirsiniz.bir çok tur firmasının buraya artık çok ekonomik turları da var.yolu çok rahat.
Konaklamak için:bizim gezilerimizdeki konaklama mantığı artık kendini iyice belli etmeye başladı.örneğin; eğer bir yörede kabul görmüş orta halli konaklama fiyatı kişi başı 50 lira civarı ise mutlaka 40 lira civarı da yerler vardır.30 liralık da yerler vardır mutlaka ama o fiyatlı yerlere bulaşmak pek karlı olmaz.işte bizim konaklamadaki ilk prensibimiz bu örnekteki 40 liralık yeri bulmak.Safranbolu’da da çeşitli fiyatlı yerler var.
Turistik Safranbolu atmosferine kestirme ve zevkli 10dak. yürüyüşle varabileceğiniz uzaklıkta Yorgancıoğlu Konak verdiğiniz paranın karşılığını fazlaca alacağınız yerlerden.aynı zamanda yörenin yorgancısı da olan misafir perver işletme sahibi Sadık bey size şehir ve yöre hakkında istediğiniz bilgiyi verebilecek bilgiye sahip biri.dekorunu zamanın konaklarına uygun yapmış.tertemiz konak.geniş tavanlı odalarında uyandığınızda gerçek uykunun nasıl olduğunu hatırlayacaksınız.
Yorgancıoğlu Konak:
http://www.yorgancioglukonak.com/
2-BULAK MENCİLİS MAĞARASIama doğru ama yalan yerli halkdan duyduğuma göre 1940'lı yıllarda fransızlar bulmuş mağarayı.köylü biliyordur muhakkak.tarihe böyle mi geçti bilmem ama akılarda böyle kalması ne acı.elin fransızı bulmuş.umarım yanlış duymuşumdur.
Safranbolu'ya 6 km. uzaklıktaki Bulak köyündeki mağara görülmeye değer.yolun bir bölümü virajlı,dar ve dağ yolu.hemen belirteyim ki türkiye'de görülmeye değer böyle yerler genelde böyle yolların sonunda oluyor.biraz zahmete giriyorsunuz ama gördükleriniz herşeyi unutturuyor.
benim hayatımda gördüğüm ikinci sarkıt dikitle dolu mağara.mağralardan çok anlamam ama hoşuma gitmeye başaldı.Gümüşhane Karaca Mağarasını görmüştüm bundan evvel.o daha ihtişamlı olmasına rağmen bununda sizi sürükleyen havası var.
mağaradan çıktıktan sonraki hava sizi alıp taa Ayder'e götürüyor.ağaçların her türlüsünü görmek mümkün.
Bulak Mağarasını yöreye gelirseniz görmenizi tavsiye ederim.giriş 4 lira.ihale yoluyla işletmesi birilerine verilmiş.işte sıkıntım,kaygım da burada başlıyor.o birileri cm.'si milyon yıllarda oluşan bu canım mağaraya nasıl bakar,devlet gerekli itinayı gösterir mi?bir daha gittiğimizde içimiz sızlar mı bilinmez.

3-AMASRA
Safranbolu'ya konaklamalı geldiyseniz ve bu gün sayısı 1,5'dan fazla ise mutlaka Amasra'ya da uğrayın.

Amasra'da ne yapabilirsiniz?doğası,ağaçları çok güzel.şehire girerken denizi izleyebileceğiniz seyir terasları var.açık söylemek gerekirse sadece manzara,doğa için bu kadar yolu geçmenize gerek yok.ama bizim gibi balık düşkünü iseniz ve fotoğraf çekme merakınız varsa gelin görün.geldiğinizde gününüzü kurtaran şey kendine has üne sahip salatasından ve bol bol taze balığından yemek olacaktır.
mekan derseniz benim elimdeki notların tavsiye ettiği mekanı bulamadık.Mehmet Yaşin'in Lezzet Durakları kitabı da bize Çeşm-i Cihan dedi.evet yine yanılmadı.lezetli,temiz ilgili bi mekan.fiyatlarıda diğer ufak balıkçılardan farksız ve makul.

Amasra güzel fotoğraflar verebilen bi yer.iki büyük kumsalı,plajı varmış.mayıs ayında oraları keşfedemedik.ama eminimki yöreyi doyuracak güzellikte denizi vardır.bi şey diyemem gitmedim.

güzel bir balıkçı kenti diye hafızamda yerini aldı Amasra.

Amasra Ulaşımı için: Safranbolu'dan Bartın tabelalarını takip ederek yaklaşık 100km. sonra ulaşabilirsiniz.dağ tırmanışlı yolun bir bölümü büyülü orman havasında geçerken bir bölümü virajlı gidiş geliş aynı yol oluyor.dikkatli gitmekte fayda var.

4-Yörük Köy ve Çevrikköprü Kuyu Kebabı
gezinin can alıcı yeri Safranbolu ve hayal kırıklığı olsada her günü kurtaracak geziler yapmayı hedeflemişdik.



Yörükköyü Safranbolu-Araç arasında Çevrikköprü'yü geçtikten sonraki turizme yeni açılan bir köy.aslında bu çevredeki köylerden farklı bi şey yok.köylülerin kurduğu vakıf sayesinde buraya uğramadan,ev baklavası yedirmeden,tarhana-kekik aldırmadan geçen tur firması yok.
bence bi yer turizme açılacaksa oranın köylüsünün yerlesinin katılımıyla açılmasından yanayım.uyanık insanların el atıp kurnaz davranmaları sonraki aşamalar malesef kaçınılmaz oluyor.

girişte şirin bi mekan sizi karşılıyor.karı koca gelen misafirlerini mutlu etmek için çabalayan işletmecileri var.baklavasını tavsiye ederim.biz Çevrikköprü'de kuyu kebabı yiyeceğimizden gözlemesinin tadına bakmadık.ama gelen herkes memnundu.
bir köy kahvesi var ki terasında oturup bir çay için işte günü kurtaran değişiklik dersiniz.biraz boş olan köyde yaşlı amcaların sıcaklığı kendinizi buralı hissetmenizi sağlıyor.
sonraki durak Çevrikköprü kuyu kebabı tesisi.mekanın adı da yörenin adı da Çevrikköprü.giderseniz en alttaki dere kenarındaki salonu seçin mutlaka.
şimdi günün o safhasını nasıl anlatayım?helva gibi kuyu kebabına doyamayacağınızdan mı bahsedeyim?gelen salatanın,pilavın lezzetinden mi bahsedeyim?yoksa o kadar yiyip yiyip de ne kadar makul hesabın geldiğini mi anlatayım?anlatmayım zaten anlamışsınızdır.

tesis çok eski.yanından dere akıyor.tesisi de yemeklerinide tavsiye ederim.

ne kadar olumsuzluk olursa olsun İstanbul'a döndüğümüzde anladık ki buradan uzaklaşmak insanı çok huzurlu yapıyor...

27 Nisan 2009 Pazartesi

Kapadokya Gezisi 23-26 nisan 09


Kapadokya,Bülbüller ve Yeni Türkü
başka türlü bir şey
benim istediğim
ne ağaca benzer
ne de buluta
burası gibi değil
gideceğim memleket
denizi ayrı deniz
havası ayrı hava


sadece gezi fotoğraflarına bakmak isteyenler için link:

Kapadokyayı görmek eski bir hayal idi bizim için.Eski dediğimiz belki 15 belki de 20 yıllık bir hayal..Yeterli paramız olduğunda vaktimiz olmadı, vaktimiz olduğunda da paramız yoktu.Ve en sonunda 2009'un Nisan ayında bu ikisini bir araya getirebildik ve düştük yola.Eski bir hayalin peşine sevdiğimiz eski şarkıları dinleyerek gitmeye karar verdik.Kapadokya ateşinin ilk içimize düştüğü yıllarda araba tekerleği boyutunda walkmanlerimizden kasetlerini dinlediğimiz Yeni Türkü bizce çok yakıştı bu seyahate...


Kapadokya'nın güzelliğinin yanı sıra yürüyüş parkurlarıyla da çok ilgiliyiz.yürüyüş programlı bir yer ile anlaşacakken yeterli katılımcı bulunamamasından tur iptal oldu.koskoca İstanbul'da Kapadokya'yı yürüyerek dolaşacak 10 kişi yokmuş.önemi yok...
çantalar,kumanyalar,tozluklar,kaybolmaya karşı düdük,bıçak,kibrit,yürüyüş ayakkabıları,pantolonlar,yağmurluklar,fularlar,güneş kremleri,ilaçlar,en önemlisi fotoğraf makinesi, her şey hazır.kara yolları ve kapadokya bölge haritası hemen elimizin altında.internetten edindiğimiz bilgilerde yanlarında.

Bizim gibi az maliyetli,yürüyüşlü bir gezi planlıyorsanız yazının gerisi daha faydalı olacaktır.peribacası nedir,nasıl oluşmuş,bu memlekette kimler yaşamış,tarihi diye bi araştırma içinde iseniz apayrı bi şey arıyorsunuz ve bu yazı size pek fazla yardımcı olamaz demektir.zira bu sorularınızın cevabını bilmesine biliyorum ama internetten copy paste yapmak istemiyorum :)
ulaşım için:varsa özel arabanız en iyisi.orada gezerken vakit kaybetmezsiniz.ama araba yok ise oradan kiralayabilirsiniz.oda olmaz ise biraz zorlayıp gezi rotanızı daraltırsanız yine yapacak çok şey var.yolculuk için dinlenmesi gereken en iyi grup kesinlikle Yeni Türkü.


istanbul-Göreme yaklaşık 750 km.İstanbul,Bolu,Ankara,Kırıkkale,Kırşehir,Hacıbektaş,Mucur,Avonos ve nihayetinde Göreme...hiç yorucu olmayan,virajsız,sakin bi yolu var.
gitmek için bir alternatifte Ankara'dan sonra Aksaray üzerinden olabilir.Hemen hatırlatayım bu yol üzerinde tuz gölünü görmeden geçmeyin.biz daha evvel tuz gölünü görmüş ve fotoğraflamıştık.
Konaklama için:çeşitli fiyatlarda alternatifler var.biz Göreme'de kaldık.Göreme,Ürgüp,Avanos,Mustafapaşa hepsindeki oteller bu işi iyi biliyorlar.odalarda ihtiyacınızı görecek bir çok şey sağlanmış durumda.bizim için gezilerde otel demek; yürüyüşten dönünce sıcak su bulabileceğin,temiz olan,gece soğuk ise kaloriferi olan üstü kapalı ve uygun fiyatta olan mekandır.kaldığımız yerde bunu sağladı zaten.peri cave otel: http://www.pericavehotel.com/
müzekart çok önemli.yok ise batarsınız.gezimiz boyunca 1 kişi 80 liralık müzeye müze kart sayesinde bedava girdi.müze karta nasıl sahip olursunuz artık bunu da yazmayayım.her yerden alabilirsiniz.20 lira.
bölge aktiviteleri:Göreme'de her türlü aktivite yapacak firma bulmak mümkün. atv safari,at safari,yürüyüş,balon gezisi her şey var.hemen belirteyim balonları biz ancak fotoğraflayabildik.zira ziyadesiyle pahalıydı.
Biz yürüyüş ile ilgilendiğimiz için diğer aktiviteleri kendiniz araştırırsınız artık.Yürüyüş rotaları çok belirgin,kolay kolay kaybolmazsınız.biz iki kişi günde ortalama 6 saat yürüdük.yöre halkı bu konuda çok yardımcı oluyor.eğer tedirgin bir yapınız var ise yerel rehberde bulabilirsiniz.
akşamları:ürgüp,göreme akşamlarında bi eksiklik vardı.şarabıylada ün yapan bu bölgede şarap içip sohbet edebileceğiz pek alternatif yok.bozcaada'yı bilen bilir.her köşe başında her keseye uygun şarap satan mekanlar vardır.biraz ona benzer yerler aradık.girdiğiniz her mekanda her türlü içkiyi bulabilirsiniz bi sorun yok o konuda da yılın her mevsimi sezon olan bi yörede alternatif yerler açısından biraz kısır gördüm.belkide kriz onları erken vurdu,belki de çoğunluk turla geldiğinden tur firmaları farklı yerlere yönlendiriyor insanları.
açıkçası bizim şaraplar şöyle iyi böyle iyi diyen yörede,mahsen havasını yakalamış,tatlı bi müzik eşliğinde yemek yemesenizde şarabınızı yudumlayacağınız,makul fiyatlarıyla 3 akşamınızıda burada rahat rahat geçireceğiniz bi mekan eksikliğini hissettim.aradımda üstelik.eminimde vardır.ama biz bulamadık.onun yerine çok sıcak bi mekan bulduk.ottoman kitchen yöresel yemekleri canlandırmaya çalışan çok samimi çalışanları olan bir mekan.her akşam oradaydık.
1.gün:Kızıl vadi,Pembe vadi,Göreme açık hava müzesi,Çavuşin,Kızıl çukur,Çavuşin,Uçhisar...
ortahisar ve uçhisar görmeye değer.kızıl vadi,Pembe vadi,açıkhava müzesi,çavuşin bölgesini ve adını hatırlayamadığım diğer vadilerini hep yürüdük.havası çok kuru.bölgenin yapısı,tarihi yerleri ile ilgili bilgi vermeyeceğim zira internette fazlasıyla bulabilirsiniz.parkur çok kolay.öncesinde biraz yürümüş olan herkes çok rahatlıkla tamamlar.zaten bir çok noktadan kestirme çıkışlar var.biz yaklaşık 10 saatlik bir yolculuk sonrasında 10 saatimizi bu vadilerde geçirmişiz farkında olmadan.o kadar büyüleyici.
eğer Göreme'de kalıyorsanız hiçbir vasıtaya gerek duymadan parkuru bitirebilirsiniz.zira gezilerde araba başa bela bile oluyor.çünkü sonunda ne yapıp ne edip arabanıza ulaşmak zorundasınız.

fotoğraflar umarım oradaki atmosferi biraz olsun hissettirir.


























2.gün:Kaymaklı yeraltı şehri,Derinkuyu yeraltı şehri,Ihlara vadisi,Turasan Şarap Fabrikası...
hepsi için araba gerekir.Ürgüp Nevşehir yolu üzerinde önce Kaymaklıyı sonra Derinkuyuyu gezebilirsiniz.Kaymaklı yeraltı şehri hayatımda girdiğim ilk yeraltı şehriydi.çok etkilendim.yeraltı şehirlerinin dar ve alçak tünelleri,geçitleri var.kaymaklı'da biraz daha geniş.
Derinkuyu için tavsiyem eğer önünüzde arkanızda kalabalık grup var ise bekleyin onlar gezsin siz sonra gezin.zira o kadar dar yerlerde kalabalık biraz bunaltabiliyor.ben Derinkuyu'yu bitiremeden çıktım.okul gezisine gelen enerjik gençler zaten dar olan koridorları daha bi dar ettiler.sanırım müze gezmeyi,toplu olarak aktivite yapmayı falan bizim ergenler hiçbir zaman öğrenemeyecek.sürekli bi bakın biz buradayız diye dikkat çekme çabası ve akabinde gürültüleri var.çevreyi ne kadar rahatsız edersek varlığımızı o kadar ispat ederiz modeli.ergenlik işte.
kaymaklı yeraltı şehri yada özkonak yeraltı şehri çıkışında köylü kadınların yaptığı bebeklerden alın bence.harika işlemeli fistanlarıyla çocukluğumun kitaplarındaki anadolu kadını resimlerini anımsattılar bana.
Ihlara,Ihlara,Ihlara aşkım Ihlara.çocukluğumun coğrafya derslerinin vazgeçilmez vadi örneğidir Ihlara.iki tarafınız kaya,kaya demek biraz kaba bile kaçıyor.
iki tarafınız kayalara oyulmuş kiliseler,altlarında yem yeşil doğa,tam ortada melendiz.kuş,sesleri,ibibikler,bülbüller,kartallar,leylekler,atlar...parkur 14km diye öğrenmiştim.yöre halkı 10km dedi.ıhlaradan girişte baya bi kalabalık gruplarla yürüyorsunuz.hoşur teyzelerden okul çocuklarına kadar bi güruh var.ama hepsi vadinin ortası sayılabilecek belisırma denen yerde kopuyor.kimi yemek yiyor,kimi yürüyüşü tamamlıyor.ilerisinde ise sadece üstte belirttiklerim ve sizi.
içindeymişik yeşilmişik sazmışık...
parkur çok belirgin.biz ilk etabı kalabalıktan uzaklaşalım diye biraz aceleyle geçtik.sonrasında ise yemek molası ve fotoğraf molalarıyla yaklaşık 4 saatte bitirdik.sonunda selime'ye varıyorsunuz.
eğer arabanızla gittiyseniz arabanızı Ihlara girişinde bırakın.Selime'ye yürüyün.orada bulunan Çatak kır lokantasından Ihlara'ya arabanıza dönmek için araç tutabilirsiniz.20-25 liraya bu dönüşün maliyeti.
ciğerlerinizde kır havası,ayaklarınızda tatlı bi yorgunluk,yüreğinizdeki huzur bu günün kazancı olacak.
dönüşte Ürgüp Turasan'dan şarabınızı almayı unutmayın.tadımda yapabileceğiniz fabrikadan mutlu mutlu otelin yolunu tutabilirsiniz.
3.gün:zemi vadisi,gomeda vadisi,sinesos (mustafapaşa),zelve,paşabağı,özkonak yeraltı şehri,gülşehir ve kızıl çukurda gün batışı...
bugün son gün ve gezilecek çok yer var.
zemi vadisi ile başlıyoruz.göreme açık hava müzesi yolu üzerinde.göreme'de konaklıyorsanız arabayla gitmenize gerek yok.rotası belli.5,6 km. uzunluğunda vadi yürüyüşü.açıkçası yapılacak görülecek o kadar çok yer kalmışken zemi biraz vakit kaybı oldu.ama buna diğer yerleri görünce karar verdik.aklımda benim hep gomeda vadisi,sinesos vardı.1 saat gidiş bir saat dönüş yetti bize zemide.vadinin sonuna kadar gitmedik.


mustafapaşa (sinesos) Ürgüp'ün güney çıkışından çıkınca çok yakında.eski bir rum köyü.zaten kendinizi içanadolu değilde egede hissedeceksiniz.dönüşte burada çay içmeye karar verdik ve gomeda vadisine doğru yola koyulduk.
mustafapaşa (sinesos)-gomeda birbirine çok yakın.bir dağın ucundan vadi içine girişiniz var.tatlı su geçişleriyle dolu patikası size huzur veriyor.aracımız dağ ucunda olduğundan sonuna kadar gidemeyeceğiz.1 saat gidiş 1 saat dönüş diye karar verdik.gomeda beni çok etkiledi.harabeleri,kiliseleri,güvercinleri var.
gomeda diye bir filmde varmış diye duymuştum ki dönünce araştırdım türk korku filmiymiş.iyiki gitmeden seyretmemişim.söz verdiğimiz gibi sinesos'da çay molası verdik.
sırada zelve.3 vadiden oluşan zelve bolca turisti ağırlıyor.eğer siz 'ben tek başıma ıssızda yürüyemem' diyorsanız zelve tam size göre.600-800 m lik vadi içinde ufak yürüyüşler yapabilirsiniz.müze ve ören yerlerinin hala yaz uygulamasına geçmediğini düşününce biraz hızlı geçtik zelve'yi.


zelve dışına çıktığımızda haritada nereye gitsek telaşımızı gören bi abi bize paşabağı'nı mutlaka görmemizi söyledi.abi hasbelkader okuyorsan teşekkür ederim.zira paşabağ tipik çocukluğumuzdan beri bildiğimiz peribacalarını çok ve yakından göreceğimiz bi mekan.burasıda turistden nasibini almış.tüm tur otobüslerinin uğrak yeri olmuş.harika fotoğraflar çekebilirsiniz.


paşabağından sonra vakit yetmeyeceğinden özkonak yeraltı şehri yada gülşehir arasında karar vermek zorunda kaldık ve özkonak yeraltı şehrine karar verdik..
avanos üzerinden gidilen özkonağa geldiğimizde saat 17:15 di.görevli bizi içeri almak istemedi.zar zor ikna edip hayatımızın en hızlı gezisini yaptık.7 dakikada çok dar ve alçak yeraltı şehrini gezdik.burasıda kaymaklı yeraltı şehrinden sonra vakit kaybıymış.
şimdi ver elini kızıl çukur ve güneşin batışı.kızıl çukur seyir tepesininde olduğu girişinde bi abinin 3 liraya bilet kestiği,ilk gün gezdiğimiz vadilerin tepelerinde bi nokta.şarabımızı açtık,elmaları soyduk,biraz peynir ve çerezle konumumuzu aldık beklemeye başladık.herkes,şarabını alan,sevgilisini kapan buradaydı.adeta bir ayin gibiydi.hatta güneş batarken görevli jandarmalar bile donup kaldılar.acele ederseniz ve makinanız müsait ise harika fotoğraflar alabilirsiniz.


eğer bu bölgeye geldiyseniz ve güneşin doğuşunu hep kaçırıyorsanız,kesinlikle güneşin batışını an an izleyeceğiniz kızılçukur'a şarabınızı alıp gitmemişseniz çok çok şey kaçırmışsınız demektir.
Kızıl çukur'da güneşin batışını syrederken bilin ki sizi sarhoş eden sadece içtiğiniz şarap olmayacak...
notlar:
kapadokya gezisi olmazsa olmazları:
-Ihlara vadisi,
-kızıl vadi,pembe vadi bölgesi yürüyüşü,
-kızılçukur güneşin batışı,
-gomeda vadisi yürüyüşü,
-paşabağ,
-zelve,
-turasan şarapları,
-yeni türkü
-yeni türkü
-yeni türkü
yanınıza mutlaka alın:
-karayolları ve bölge haritası
-müzekart
-tirbüşon
-fotoğraf makinası
-fener

12 Nisan 2009 Pazar

Menekşe Yaylası Yürüyüşü 11 nisan 09


geziden geriye kalanlar:
-sezona merhaba demiş tatlı tatlı ağrıyan bacaklar
-mor çiçekler,ağaçlar,kuş sesleri-ruhunuzu temizleyen bir dere
-toz toprak olmuş pantolonlar
hava açıyor kapatıyor, çeşitli oyunlarla bahar kendini bi hissettiriyor,bir gizliyor.bizim ruh halimizde ona göre şekilleniyor.nisanın 11'i oldu ve biz hala doğaya bütünleşemedik.
bi çok tur firmasıyla konuştuk ama çoğu yeterli sayıya ulaşamadığından gezilerini iptal ettiler.son anda bukla ile menekşe yaylasına gitmeye karar verdik.
gitmek isteyenler için bilgi vereyim.sadece bukla değil günlük yürüyüş düzenleyen bi çok firma var.bir çoğunuda takip ediyorum.genelde kahvaltı,ulaşım,öğle yemeği ve rehberlik hizmeti aynıdır bu firmalarda.aynı günde bi çok noktaya program yapsalarda son anda herşey değişip turun iptali bile söz konusu olabilir.tüm katılımcıların isteği aynı olmuyor tabii ki.bazıları su geçişli zorlu parkur isterken,bazıları yormayan yöreleri yada gitmediği yerlere gitmek ister.böyle oluncada zaten az olan yürüyüşçü sayısı gittikçe bölünürde bölünür.

menekşe yaylası istanbul'un dibinde desem yalan olmaz.yuvacık barajının yuarılarında parkurumuz başlıyor.parkur çok kolay,güvenli.önce dik bir tepeye tırmanmanız gerekiyor.biraz zorlayan yönü o.gerisi kolay.biz gittiğimizde doğa tam uyanmamıştı.yeni yeni menekşeler açıyordu.yaklaşık 4 saat süren yürüyüşün ardından sucuk partisi ve alm. folyada helva bombası.

sonra patikadan araca doğru güzel hafifi bir yürüyüş.


Öne Çıkan Yayın

Ata Topraklarında Kiraz Toplamak 4-5 Temmuz 09

Fotoğraflar   Köyümün lokomotif ürünü kirazdır.her yıl haziranın son haftası yada temmuzun ilk haftalarında başlayan kiraz toplama faaliyet...

sayaç

İzleyiciler

Etiketler

Reklam